allah için arşiv

O Allah, adorn us with the beauty of faith … Allah’ım! Bizi iman ziyneti ile süsle …

Posted in DUA, Hadith-Hadis, The articles in English & stories with tags , , , , , , on 09/05/2018 by Semra Polat

 

O Allah, by Your knowledge of the unseen and Your power over creation, keep me alive so long as You know such life to be good for me and take me if You know death to be better for me.

O Allah, make me fearful of You whether in secret or in public and I ask You to make me true in speech, in times of pleasure and anger.I ask you to make me moderate in times of wealth and poverty and I ask You for everlasting bliss and joy which will never cease.I ask You to make me pleased with what You have decreed and for an easy life after death.I ask You for the sweetness of looking upon Your Face and a longing to encounter You in a manner which does not entail a calamity which will bring about harm nor a trial which will cause deviation.

O Allah, beautify us with the adornment of faith and make us of those who guide and are rightly guided.

”اللَّهُمَّ بِعِلْمِكَ الْغَيْبَ ، وَقُدْرَتِكَ عَلَى الْخَلْقِ ، أَحْيِنِي مَا عَلِمْتَ الْحَيَاةَ خَيْرًا لِي ، وَاقْبِضْنِي إِذَا عَلِمْتَ أَنَّ الْوَفَاةَ خَيْرٌ لِي ، اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ الْخَشْيَةَ فِي الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ ، وَكَلِمَةَ الْحَقِّ فِي الرِّضَا وَالْغَضَبِ ، وَأَسْأَلُكَ الْقَصْدَ فِي الْغِنَى وَالْفَقْرِ ، وَأَسْأَلُكَ نَعِيمًا لاَ يَنْفَدُ وَقُرَّةَ عَيْنٍ لاَ تَنْقَطِعُ وَأَسْأَلُكَ الرِّضَا بَعْدَ الْقَضَاءِ وَبَرْدَ الْعَيْشِ بَعْدَ الْمَوْتِ ، وَأَسْأَلُكَ لَذَّةَ النَّظَرِ إِلَى وَجْهِكَ ، وَشَوْقًا إِلَى لِقَائِكَ ، مِنْ غَيْرِ ضَرَّاءَ مُضِرَّةٍ ، أَوْ فِتْنَةٍ مُضِلَّةٍ ، اللَّهُمَّ زَيِّنَّا بِزِينَةِ الإِيمَانِ ، وَاجْعَلْنَا مِنَ الْهُدَاةِ الْمُهْتَدِينَ.“

Allahım! Gayb ilminle ve yaratma kudretinle hayatın benim için hayırlı olduğunu bildiğin müddetçe beni yaşat. Ölümün benim için hayırlı olduğunu bildiğinde de beni vefat ettir.

Allahım! Gizli ve aşikâr senden hakkıyla korkmayı dilerim. Senden rıza ve öfke anında hak sözü (söylemeyi) dilerim. Zenginlik ve fakirlikte senden mutedil olmayı dilerim. Bitmeyen bir nimet ve sonu gelmeyen bir göz aydınlığı dilerim. Senden, kaza sonrası rıza göstermeyi ve ölümden sonra kolay bir hayatı dilerim. Yüzüne bakmanın lezzetini, zarar verici bir hastalık ve saptırıcı bir fitneye uğramaksızın sana kavuşmanın özlemini dilerim.

Allah’ım! Bizi iman ziyneti ile süsle ve bizi hidayete ermiş, doğru yolun rehberleri kıl.

 

O Allah, (ich bitte dich) bei Deinem Wissen über das Verborgene und Deiner Macht über die Schöpfung, lass mich leben, solange Du weißt, dass das Leben gut für mich ist und lass mich sterben, wenn du weißt, dass der Tod gut für mich ist.

O Allah, ich bitte dich um Furcht vor Dir im Verborgenen und Offenkundigen; und ich bitte Dich um das wahre Wort in der Zufriedenheit und im Zorn. Ich bitte Dich um Mäßigung in Reichtum und Armut, und ich bitte Dich um Gunst, die nie aufhört. Ich bitte Dich um unaufhörlichen Grund zur Freude, ich bitte Dich um Zufriedenheit mit dem, was Du mir bestimmt hast. Ich bitte Dich um ein erleichtertes Leben nach dem Tod. Ich bitte Dich um die Freude beim Anblick Deines edlen Antlitzes, die Sehnsucht, Dir zu begegnen, ohne Schaden zu erleiden und ohne Verlockung zur Verirrung.

O Allah, ziere uns mit dem Schmuck des Iman, und lass uns zu den rechtleitenden Rechtgeleiteten gehören.

Prophet Muhammad (Allah’s blessings and peace be upon him)

Reklamlar

”… And He is the Forgiving, the Loving . . . Ve O, Gafur’dur (mağfiret edendir), Vedûd’dur (çok sevendir) . . . (Surah al-Buruj, 14)

Posted in Allah (Jalla Jalaluhu), İSLAM, İSTANBUL with tags , , , , , , on 13/03/2018 by Semra Polat

A person’s most useful asset is not the head full of knowledge, but a heart full of love, an ear ready to listen and a hand willing to help.

PROMISES OF ALLAH TO THE BELIEVERS:

1. But, We have certainly tried those before them, and Allah will surely make evident those who are truthful, and He will surely make evident the liars. [Quran, 29: 3]

2. “And if only the people of the cities had believed and feared Allah, We would have opened upon them blessings from the heaven and the earth; but they denied [the messengers], so We seized them for what they were earning.” [Quran, 7: 96]

3. “And from wherever you go out [for prayer], turn your face toward al-Masjid al-Haram. And wherever you [believers] may be, turn your faces toward it in order that the people will not have any argument against you, except for those of them who commit wrong; so fear them not but fear Me. And [it is] so I may complete My favor upon you and that you may be guided.” [Quran, 2: 150]

4. “Indeed, there is for him (Shaitaan) no authority over those who have believed and rely upon their Lord.” [Quran, 16: 99]

5. Indeed, those who have believed and done righteous deeds – indeed, We will not allow to be lost the reward of any who did well in deeds. [Quran, 18: 30]

6. “Indeed, Allah has purchased from the believers their lives and their properties [in exchange] for that they will have Paradise. They fight in the cause of Allah, so they kill and are killed. [It is] a true promise [binding] upon Him in the Torah and the Gospel and the Qur’an. And who is truer to his covenant than Allah? So rejoice in your transaction which you have contracted. And it is that which is the great attainment.” [Quran, 9: 111]

7. “Verily Allah will defend (from ill) those who believe, verily, Allah loves not any that is a traitor to faith or shows ingratitude.” (Quran 22:38)

Allah loves humans but hates their sins. This means that although bad deeds merit Allah’s disapproval and subsequent punishment, they also invoke His infinite mercy on a weak creature whom He has lovingly created, to whom He has given life, and whom He has nurtured with gifts and bounty.

 

Why women cry ? Kadınlar neden ağlar?

Posted in KADIN VE AİLE, The articles in English & stories with tags , , , on 23/02/2018 by Semra Polat

A little boy asked his mother, “Why are you crying?”

“Because I need to” she said.

“I don’t understand,” he said.

His mother just hugged him and said, “And you never will.”

Later the little boy asked his father, “Why does mother seem to cry for no reason?”

“All women cry for no reason,” his dad answered carelessly.

The little boy, still wondering why women cry, finally asked the old Wise Man. “He surely knows the answer”, he thought.

“Why do women cry so easily?”

The Wise Man answered:

“When Allah made the woman she had to be special. He made her shoulders strong enough to carry the weight of the world, yet gentle enough to give comfort.

He gave an inner strength to endure both childbirth and the rejection that many times comes from her children.

He gave her a toughness that allows her to keep going when everyone else gives up, and take care of her family through sickness and fatigue without complaining.

He gave her the sensitivity to love her children under any and all circumstances, even when her child hurts her badly.

He gave her strength to carry her husband through his faults and fashioned her from his rib to protect his heart. He gave her wisdom to know that a good husband never hurts his wife, but sometimes tests her strengths and her resolve to stand beside him unfalteringly.

And lastly, He gave her a tear. This is hers and only hers exclusively to use whenever she needs it. She needs no reason, no explanation, its hers.

You see my son, the beauty of a woman is not in the clothes she wears, the beauty of her face, or the way she combs her hair. The beauty of a woman is her piety and must be seen in her eyes, because that is the doorway to her heart – the place where love resides.”

The little boy got the answer and never asked the question again.

May Allah SWT bless all mothers and all woman in all the world and give them strength to be strong.

“This world is just temporary conveniences, and the best comfort in this world is a righteous women.”

“Dünya geçici bir faydadan ibarettir. Onun fayda sağlayan en hayırlı varlığı dindar kadındır.”

(Muslim)

Küçük bir erkek çocuk, annesine sordu:

– ‘Niçin ağlıyorsun?’– ‘Çünkü ben kadınım.’ Diye cevapladı annesi.

– ‘Anlamadım!’ dedi çocuk.

Annesi, çocuğu kucaklayıp ‘Hiç bir zaman anlayamayacaksın!’ dedi.

Babasına ‘Baba, annem niçin ağlıyor?’ diye sordu.Babanın cevabı: ‘Bütün kadınlar sebepsiz ağlayabilen yapıdadır’ oldu.

Küçük çocuk büyüdü, yetişkin adam oldu, halâ kadınların niçin ağladıklarını keşfedemedi. NihayetBir gün bir bilgeyle yolları kesişti. Çocukluğundan bu yana beri merak ettiği bu soruyu yaşlı bilgeye sordu: ‘Kadınlar niçin bu kadar kolay ağlayabiliyorlar?’

Bilge:

‘Allah tüm kadınları özel yarattı! Kadınların, Tüm yaşamın ağırlığını taşıyabilecek kuvvette olmasına rağmen başkalarına teselli verecek kadar yumuşak omuzları, doğumun acısına olduğu kadar doğurdukları evlatlarının nankörlüğüne dayanabilecek iç kuvveti vardır.

Başkalarının kuvvetinin kalmadığında; devam edecek azmi,

Ailesinin hastalığında; yorgunluğa pabuç bıraktırmayacak kudreti,

Her türlü şart altında, hatta kendilerini çok kötü incitseler de, çocuklarını sevmek duygusallığı vardır.

Bu duygusallık her yaştaki çocuklarının yaralarını sarmalarına, sorunlarını dinleyip paylaşmalarına yardım ediyor.

Kocalarını tüm kusurlarıyla sevmek kuvveti verilmiştir.

Onlara iyi bir kocanın eşini asla incitmeyeceği, fakat bazen destek ve kuvvetini deneyecek davranışlarda bulunacağını anlayacak duyarlı bir zeka vardır.

Tek zayıflık olarak kadınlara bir gözyaşı verilmiştir.

Tamamen kendilerinin sahip oldukları, ihtiyaçları olduğunda kullanmak üzere…

İnsanlık için bir gözyaşı…’ diye cevapladı…

Kadını güzel yapan şey ne saçı, ne vücudu, ne de kendini ne şekilde taşıdığıdır.

Kadını esas güzel yapan sevgisini paylaşabilmesi, fedakarlığı, sorumluluğu, anlayışı, sadece bilgiye değil aynı zamanda kalbe de yönelik aklıdır.

“This world is just temporary conveniences, and the best comfort in this world is a righteous women.”

“Dünya geçici bir faydadan ibarettir. Onun fayda sağlayan en hayırlı varlığı dindar kadındır.”

(Muslim)

There is no compulsion in religion. Truth stands out clear from error…/… Dinde zorlama yoktur. Çünkü doğruluk sapıklıktan iyice ayrılmıştır.

Posted in SEMRA'NIN DÜNYASI & SEMRA'S WORLD !, İSLAM, İSTANBUL with tags , , , , , , , , on 17/12/2017 by Semra Polat

The foundation stone of the whole scheme is service. Service to the people, a service that will lighten, brighten, and make more profitable the lives of the majority who do the necessary work of the world.

True freedom is like an evergreen tree, which is free as well as restrained. While every tree is subjected to the same restrictions by nature, these restrictions are imposed to optimize the growth and development of a tree’s latent potential.

Freedom is a natural right of man, a spiritual privilege, a moral prerogative, and, above all, a religious duty. The Islamic concept of freedom is an article of faith, a solemn command from the Supreme Creator. It is built on the following fundamental principles. First, man’s conscience is subject to Allah only, to Whom every man is directly responsible. Secondly, every human being is personally responsible for his deeds and he alone is entitled to reap the fruits of his work. Thirdly, Allah has delegated to man the responsibility to decide for himself. Fourthly, man is sufficiently provided with spiritual guidance and endowed with rational qualities that enable him to make responsible, sound choices. Within the framework of this Islamic concept of freedom, there is no room for religious persecutions, class conflict, or racial prejudice. The individual’s right of freedom is as sacred as his right of Life; freedom is the equivalent of Life itself.

Anyone of you who sees wrong, let him undo it with his hand; and if he cannot, then let him speak against it with his tongue, and if he cannot do this either, then (let him abhor it) with his heart, and this is the least of faith.

The best of people is one from whom good accrues to humanity.

Deal gently with the people, and be not harsh; cheer them and condemn them not.”
(Prophet Muhummad- Peace be upon him)

There is no compulsion in religion. Truth stands out clear from error. Whoever rejects evil and believes in Allah has grasped the strongest bond that never breaks. Allahs knows all, and hears all things. (Qur’an, 2:256)

The Truth is from your Lord. Let him who wills, believe, and let him who wills, disbelieve. (Qur’an, 18:29)

Life is not a bed of roses . . . Hayat güllük gülistanlık değildir . . .

Posted in Allah (Jalla Jalaluhu), AŞK, SEMRA'NIN DÜNYASI & SEMRA'S WORLD !, The articles in English & stories, İNŞİRAH, İSLAM, İSTANBUL with tags , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , on 14/10/2017 by Semra Polat

What a beautiful pray: .❝Our Lord, pour upon us patience and plant firmly our feet.❞ Patient to Friends, Enemies, Blessing, Tribulation, Exam.

Ne güzel bir duadır: .❝Rabbimiz üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı (düşman karşısında) sabit kıl.❞ Dosta, Düşmana, Nimete, Musibete, İmtihana Sabır…

We are always in an exam. About the people we love and we don’t love. About our friends, enemies. Oh Allah! Don’t let us to be loser!

Her an imtihandayız. Sevdiklerimizle, sevmediklerimizle. Dostlarımızla, düşmanlarımızla. Ey Allah’ım! Kaybedenlerden eyleme!

Life is not a bed of roses. Sometimes we have to walk on thorns. In times of prosperity make Shukr. In times of adversity make Sabr.

Hayat güllük gülistanlık değildir. Bazen diken üzerinde yürümek zorundayız. Bolluk zamanlarında Şükret. Zorluk zamanlarında sabret.

Be a good person but don’t waste time to prove it. ~•~ İyi insan ol, fakat bunu ispatlamak için vakit harcama.

Posted in SEMRA'NIN DÜNYASI & SEMRA'S WORLD !, The articles in English & stories, İSTANBUL with tags , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , on 21/09/2017 by Semra Polat

Be a good person but don’t waste time to prove it. Don’t let people pull you into their storms… Pull them into your Peace.

Life does not have to be perfect to be wonderful.

“Life consists of two days , one for you and one against you . So when it s for you don’t be proud or reckless , and when it s against you be patient , for both days are test for you.” (Ali RA)

When your failure brings you closer to your Creator, that’s NOT failure. That is your success. Thank the Almighty for it.

Allah heard the little ant. Do you think He didn’t hear you calling on Him? 
(Muhummad-peace be upon him)

A Letter To The Culture That Raised Me & Yetiştiğim Kültüre Açık Mektup & Yasmin Mogahed

Posted in Allah (Jalla Jalaluhu), The articles in English & stories, İNŞİRAH, İSLAM with tags , , , , , , , , on 02/09/2017 by Semra Polat

Growing up, you read me the Ugly Duckling. And for years I believed that was me. For so long you taught me I was nothing more than a bad copy of the standard (men).

I couldn’t run as fast or lift as much. I didn’t make the same money and I cried too often. I grew up in a man’s world where I didn’t belong.

And when I couldn’t be him, I wanted only to please him. I put on your make-up and wore your short skirts. I gave my life, my body, my dignity, for the cause of being pretty. I knew that no matter what I did, I was worthy only to the degree that I could please and be beautiful for my master. And so I spent my life on the cover of Cosmo and gave my body for you to sell.

I was a slave, but you taught me I was free. I was your object, but you swore it was success. You taught me that my purpose in life was to be on display, to attract, and be beautiful for men. You had me believe that my body was created to market your cars. And you raised me to think I was an ugly duckling. But you lied.

Islam tells me, I’m a swan. I’m different – it’s meant to be that way. And my body, my soul, was created for something more.
God says in the Qur’an, “O mankind, indeed We have created you from male and female and made you peoples and tribes that you may know one another. Indeed, the most noble of you in the sight of Allah is the most righteous of you. Indeed, Allah is Knowing and Acquainted.” (49:13)

So I am honored. But it is not by my relationship to men. My value as a woman is not measured by the size of my waist or the number of men who like me. My worth as a human being is measured on a higher scale: a scale of righteousness and piety. And my purpose in life – despite what the fashion magazines say – is something more sublime than just looking good for men.

And so God tells me to cover myself, to hide my beauty and to tell the world that I’m not here to please men with my body; I’m here to please God. God elevates the dignity of a woman’s body by commanding that it be respected and covered, shown only to the deserving – only to the man I marry.

So to those who wish to ‘liberate’ me, I have only one thing to say: “Thanks, but no thanks.”

I’m not here to be on display. And my body is not for public consumption. I will not be reduced to an object, or a pair of legs to sell shoes. I’m a soul, a mind, a servant of God. My worth is defined by the beauty of my soul, my heart, my moral character. So, I won’t worship your beauty standards, and I don’t submit to your fashion sense. My submission is to something higher.

With my veil I put my faith on display – rather than my beauty. My value as a human is defined by my relationship with God, not by my looks. I cover the irrelevant. And when you look at me, you don’t see a body. You view me only for what I am: a servant of my Creator.

You see, as a Muslim woman, I’ve been liberated from a silent kind of bondage. I don’t answer to the slaves of God on earth. I answer to their King.

Küçükken bana Çirkin Ördek Yavrusu’nu okudunuz. Yıllarca onun ben olduğuma inandım. Nice zamanlar bana standardın (yani erkeklerin) kötü bir kopyasından başka bir şey olmadığımı kanıksattınız.

Onlar kadar hızlı koşamadım, ağır kaldıramadım. Onlar kadar para kazanamadım, sık sık ağlamadan edemedim. Ait olmadığım bir erkekler-dünyasında büyüdüm.

Ve madem ki bir erkek olamıyorum, o zaman sırf onu memnun etmek istedim. Makyaj yapıp kısa etekler giydim. Hayatımı, bedenimi, onurumu güzel olma uğruna feda ettim. Biliyordum ki her ne yaparsam yapayım, ancak efendime güzel görünüp onu hoşnut ettiğim ölçüde değerim olacaktı. Böylece hayatımı Cosmo dergisi kapağında geçirdim ve bedenimi satışa sundum.

Bir köleydim, fakat beni özgür olduğuma inandırdınız. Sizin bir nesnenizdim, fakat bunun bir marifet olduğuna yemin ettiniz. Hayatımın amacının göz önünde olmak, ilgi çekmek ve erkekler için güzel görünmek olduğunu öğrettiniz. Bedenimin, arabalarınızı pazarlamam için yaratıldığına beni inandırdınız. Ve beni bir çirkin ördek yavrusu olduğumu düşündürerek büyüttünüz. Fakat yalandı söyledikleriniz.

İslam der ki, ben bir kuğuyum. Farklıyım ve öyle de olmak zorunda. Bedenim, ruhum, hep daha ötesi için yaratılmış.

Allah Kur’an’da, “Ey insanlar! Doğrusu biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Ve birbirinizle tanışmanız için sizi kavimlere ve kabilelere ayırdık. Muhakkak ki Allah yanında en değerli olanınız, O’ndan en çok korkanınızdır. Şüphesiz Allah bilendir, her şeyden haberdardır.” (49:13) der.

Demek ki ben onurluyum. Ama erkeklerle ilişkim oranında değil. Bir kadın olarak değerim, belimin ölçüsü veya beni beğenen erkek sayısına göre belirlenmiyor. Bir insan olarak kıymetim daha üst bir ölçeğe tabi: doğruluk ve takva ölçeğine. Ve hayattaki gayem –moda dergileri farklı da söylese- erkeklere güzel görünmekten daha yüce bir şey.

Allah bana örtünmemi, güzelliğimi saklamamı ve tüm dünyaya, buraya bedenimle erkekleri hoşnut etmek için gelmediğimi haykırmamı söylüyor. Ben Allah’ın hoşnutluğunu kazanmak için buradayım. Allah, saygı gösterilip örtülmesini, yalnızca evlenilen insana gösterilmesini emrederek, kadın bedeninin saygınlığını yüceltiyor.

Yani beni ‘özgürleştirmek’ isteyenlere söyleyebileceğim tek bir şey var: “Teşekkürler, ama almayayım.”

Ben sergilenmek için burada değilim. Vücudum kamu tüketimine tahsis edilmiş değil. Bir nesneye, ayakkabı satışlarını artıracak bir çift bacağa indirgenecek değilim. Bir ruh’um ben; bir akıl, Allah’a bir kul… Değerim kalbimin, ruhumun güzelliğine, ahlakî karakterime göre belirlenir. Kısacası, sizin güzellik standartlarınıza boyun eğmeyeceğim. Sizin moda anlayışınıza teslim olmayacağım. Benim teslimiyetim daha yüce bir Varlık için.

Tesettürümle ben imanımı ortaya koyuyorum, güzelliğimden ziyade. Zira insan olarak değerim Allah’la olan irtibatıma göredir, nasıl göründüğüme göre değil. Ve bana baktığınızda beni bir beden olarak görmüyorsunuz. Beni ancak neysem öyle görüyorsunuz: Yaratıcısına bir kul olarak.

Gördüğünüz gibi, Müslüman bir kadın olarak ben sessiz bir tür boyunduruktan kurtulmuş bulunuyorum. Allah’ın yeryüzündeki kullarına hesap vermem; Onların Hükümdarına hesap veririm.

%d blogcu bunu beğendi: