Don’t get lost in your pain, know that one day your pain will become your cure & Acının içinde kaybolma, şunu bil ki acın bir gün dermanın olacak. -Rumi.

Posted in Mevlana Celaleddin-i Rumi, SEMRA'NIN DÜNYASI & SEMRA'S WORLD !, The articles in English & stories, İSTANBUL with tags , , , , on 06/11/2017 by Semra Polat

 That I feed the hungry, that I forgive an insult, that I love my enemy all these are undoubtedly great virtues. But what if I should discover that the least among them all, the poorest of all the beggars, the most impudent of all the offenders, the very enemy himself that these are within me, and that I myself stand in need of the alms of my own kindness that I myself am the enemy who must be loved, what then?

Açı doyurduğumda, hakareti affettiğimde, düşmanımı sevdiğimde, bunlar güzel erdemler. Fakat ya dilencilerin en fakirinin, suçluların en gaddarının da kendi içimde olduğunu fark edersem. Ya şefkatime en muhtaç kişinin, sevilmeye en muhtaç düşmanımın kendim olduğunu fark edersem o zaman ne olacak?

C.G. Jung, Memories, Dreams, Reflections

Your cure is within you, yet you do not sense it!
Your sickness is from you, yet you do not see it!
You consider yourself a small body;
Yet encapsulated within you is the entire universe!

Derdin sendendir bilmezsin,
Çaren de sendedir görmezsin,
Evrende bir noktayım sanırsın,
Tüm alemler kainat sen de özetlenmiştir de, görmezsin..

― Ali ibn Abi Talib

Reklamlar

Never hold the hand you will let go… And never let go of the hand you are to hold, Rather than become a Rose to false love, Be instead a thorn to true love. . . Shams Tabrizi ❤

Posted in Mevlana Celaleddin-i Rumi, SEMRA'NIN DÜNYASI & SEMRA'S WORLD !, SEN, BEN,O, Şiirler & poetry with tags , , , on 02/11/2017 by Semra Polat

Your name is upon my tongue
Your image is in my sight
Your memory is in my Heart
Where can I send these words that I write?

~ Rumi

Hayalin gözümde,
Adın dilimde,
Gönül garkı zikrin (yadın kalbimde)
O halde, ben, mektubu kime yazayım?

~ Mevlana

Never hold the hand you will let go…
And never let go of the hand you are to hold,
Rather than become a Rose to false love,
Be instead a thorn to true love. . .

Bırakacağın eli hiç tutma,
Tutacağın eli ise hiç bırakma.
Sahte sevgilere gül olmaktansa,
Gerçek sevgilere diken ol . . .

Shams Tabrizi

 

Think of Others . . . Diğerlerini de Düşün . . . فكِّر بغيركَ . . . Mahmoud Darwish

Posted in Şiirler & poetry, İSTANBUL with tags , , on 27/10/2017 by Semra Polat

As you prepare your breakfast, think of others
(do not forget the pigeon’s food).

As you conduct your wars, think of others
(do not forget those who seek peace).

As you pay your water bill, think of others
(those who are nursed by clouds).

As you return home, to your home, think of others
(do not forget the people of the camps).

As you sleep and count the stars, think of others
(those who have nowhere to sleep).

As you liberate yourself in metaphor, think of others
(those who have lost the right to speak).

As you think of others far away, think of yourself
(say: “If only I were a candle in the dark”).


Diğerlerini de Düşün

Kahvaltını hazırlarken, diğerlerini de düşün.
(Unutma güvercinlerin yemini.)

Savaşlara girişirken, diğerlerini de düşün.
(Unutma barış isteyenleri.)…

Eve girerken, kendi evine, diğerlerini de düşün.
(Unutma çadırlarda yaşayan insanları.)

Uyumak için yıldızları sayarken, diğerlerini de düşün.
(Kimilerinin rüya görmek lüksü yok)

Kendini mecaz-ı mürselle özgürleştirirken,
diğerlerini de düşün.
(Hani şu konuşma hakkını yitirenleri.)

Uzaktaki diğerlerini düşünürken,
kendini de düşün.
(Söyle kendine: Karanlıktaki mumdan başka neyim ki?)

فكِّر بغيركَ

وأنتَ تُعِدُّ فطورك، فكِّر بغيركَ
لا تَنْسَ قوتَ الحمام
وأنتَ تخوضُ حروبكَ، فكِّر بغيركَ
لا تنس مَنْ يطلبون السلام
وأنتَ تسدد فاتورةَ الماء، فكِّر بغيركَ
مَنْ يرضَعُون الغمامٍ
وأنتَ تعودُ إلى البيت، بيتكَ، فكِّر بغيركَ
لا تنس شعب الخيامْ
وأنت تنام وتُحصي الكواكبَ، فكِّر بغيركَ
ثمّةَ مَنْ لم يجد حيّزاً للمنام
وأنت تحرّر نفسك بالاستعارات، فكِّر بغيركَ
مَنْ فقدوا حقَّهم في الكلام
وأنت تفكر بالآخرين البعيدين، فكِّر بنفسك
قُلْ: ليتني شمعةُ في الظلام

What we can learn from a donkey….Bir eşekten neler öğrenebiliriz….

Posted in SEMRA'NIN DÜNYASI & SEMRA'S WORLD !, The articles in English & stories with tags , , , , on 23/10/2017 by Semra Polat


One day a farmer’s donkey fell down into a well. The animal cried piteously for hours as the farmer tried to figure out what to do. Finally, he decided the animal was old, and the well needed to be covered up anyway; it just wasn’t worth it to retrieve the donkey. He invited all his neighbors to come over and help him. They all grabbed a shovel and began to shovel dirt into the well. At first, the donkey realized what was happening and cried horribly.

 Then, to everyone’s amazement he quieted down. A few shovel loads later, the farmer finally looked down the well. He was astonished at what he saw. With each shovel of dirt that hit his back, the donkey was doing something amazing. He would shake it off and take a step up. As the farmer’s neighbors continued to shovel dirt on top of the animal, he would shake it off and take a step up. Pretty soon, everyone was amazed as the donkey stepped up over the edge of the well and happily trotted off!

Moral: Life is going to shovel dirt on you, all kinds of dirt. The trick to getting out of the well is to shake it off and take a step up. Each of our troubles is a stepping stone. We can get out of the deepest wells just by not stopping, never giving up! Shake it off and take a step up. Remember the five simple rules to be happy:

 1. Free your heart from hatred – Forgive.
2. Free your mind from worries – Most never happens.
3. Live simply and appreciate what you have – Avoid “Israf” (extravagance, waste).
4. Give more – Charity purifies the soul.
5. Expect less from people but more from yourself – Practice “Ihsan” (perfect goodness).

Bir gün, bir çiftçinin eşeği kuyuya düşer. Adam ne yapacağını düşünürken, hayvan saatlerce anırır. En sonunda çiftçi, hayvanın yaşlı olduğunu ve kuyunun da zaten kapanması gerektiğini düşünür ve eşeği çıkartmaya değmeyeceğine karar
verir. Bütün komşularını yardıma çağırır. Her biri birer kürek alarak kuyuya toprak atmaya başlarlar. Eşek ne olduğunu fark edince, önce daha beter bağırmaya başlar.

Sonra, herkesin şaşkınlığına, sesini keser. Birkaç kürek toprak daha attıktan sonra, çiftçi kuyuya bakar. Gözlerine inanamaz. Eşek, sırtına düşen her kürek toprakla müthiş bir şey yapmakta, toprağı aşağıya silkeleyerek yukarı çıkmasına basamak hazırlamaktadır. Bir süre sonra, komşular toprak atmaya devam edince, herkesin şaşkınlığı altında eşek, kuyunun kenarından dışarı bir adım atıp, koşarak uzaklaşır!

Kıssadan hisse; Hayat üzerinize hep toprak atacaktır; her türlü pislik ile. Kuyudan çıkmanın sırrı, bu pisliği silkeleyip bir adım yükselmektir. Sıkıntılarımızın her biri bir adımdır. En derin kuyulardan bile yılmayarak, usanmayarak çıkabiliriz. Silkelenin ve biraz daha yukarı çıkın.

Mutluluğun 5 basit kuralını unutmayınız:

1. Kalbinizi nefretten arındırın – Affedin.
2. Düşüncelerinizi endişelerinizden arındırın – Çoğu zaten hiç gerçekleşmez.
3. Basit yaşayın ve elinizdekilerin kıymetini bilin. – İsraftan kaçının.
4. Daha çok verin – sadaka vermek ruhu arındırır
5. İnsanlardan daha az bekleyin ama kendinizden daha fazla şey bekleyin. İhsan et.

Every man is a volume if you know how to read him . . . Okumasını bilirsen, her insanın bir kitap olduğunu göreceksin . . . William Ellery Channing

Posted in The articles in English & stories, Şiirler & poetry, İSTANBUL with tags , , , , on 19/10/2017 by Semra Polat

 

To live content with small means; to seek elegance rather than luxury, and refinement rather than fashion, to be worthy, not respectable, and wealthy, not rich; to study hard, think quietly, talk gently, act frankly, to listen to stars and birds, to babes and sages, with open heart, to bear all cheerfully, to all bravely await occasions, hurry never. In a word, to let the spiritual unbidden and unconscious grow up through the common … This is to be my symphony.

Ufak şeylerden zevk alabilmek; Lüks yerine zarafet aramak; Moda olandan çok sadelik aramak; Saygı istemek yerine değerli olmak; Zengin olmak yerine kimseye muhtaç olmamak; Sıkı çalışmak, sessizce düşünmek, dürüst ve açık konuşmak; Yıldızları, kuşları, bebekleri ve bilgeleri açık kalple dinlemek; sürekli neşeli olmak, olacakları cesaretle beklemek, hiçbir zaman acele etmemek. Kısacası, manevi olarak, toplumsal olarak farkında olmadan ve kendiliğinden yetişmek … İşte benim senfonim!

William Henry Channing

Be respectful to women, for they are the mothers of Mankind . . . Kadına saygılı ol. Çünkü O insanoğlunun anasıdır. . . Hazrat Ali ra Radiallahu anhu

Posted in AŞK, SEMRA'NIN DÜNYASI & SEMRA'S WORLD !, The articles in English & stories with tags , , , , , on 17/10/2017 by Semra Polat

There are two powers in the world; one is the sword and the other is the pen. There is a great competition and rivalry between the two. There is a third power stronger than both, that of the women.

Dünyada iki güç vardır. Biri kılıç, diğeri ise kalem. İkisi arasında büyük bir rekabet vardır. Ama bir üçüncü güç vardır ki, her ikisini de ezip geçer. Kadının gücü.

Muhammad Ali Jinnah

Life is not a bed of roses . . . Hayat güllük gülistanlık değildir . . .

Posted in Allah (Jalla Jalaluhu), AŞK, SEMRA'NIN DÜNYASI & SEMRA'S WORLD !, The articles in English & stories, İNŞİRAH, İSLAM, İSTANBUL with tags , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , on 14/10/2017 by Semra Polat

What a beautiful pray: .❝Our Lord, pour upon us patience and plant firmly our feet.❞ Patient to Friends, Enemies, Blessing, Tribulation, Exam.

Ne güzel bir duadır: .❝Rabbimiz üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı (düşman karşısında) sabit kıl.❞ Dosta, Düşmana, Nimete, Musibete, İmtihana Sabır…

We are always in an exam. About the people we love and we don’t love. About our friends, enemies. Oh Allah! Don’t let us to be loser!

Her an imtihandayız. Sevdiklerimizle, sevmediklerimizle. Dostlarımızla, düşmanlarımızla. Ey Allah’ım! Kaybedenlerden eyleme!

Life is not a bed of roses. Sometimes we have to walk on thorns. In times of prosperity make Shukr. In times of adversity make Sabr.

Hayat güllük gülistanlık değildir. Bazen diken üzerinde yürümek zorundayız. Bolluk zamanlarında Şükret. Zorluk zamanlarında sabret.

%d blogcu bunu beğendi: