Archive for the HAYAT Category

A story of wise old man and a cat & Yaşlı bilge bir adam ve bir kedinin hikayesi…

Posted in DÜŞÜNDÜM, HAYAT, The articles in English & stories, İSTANBUL with tags , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , on 05/09/2017 by Semra Polat

“A wise old man was sitting at the river bank when he saw a cat that had fallen into the water, flailing around, trying to save itself from drowning.

The man decided to save the cat. He stretched his hand out but was scratched by the cat. He pulled his hand back in pain. However, a minute later he stretched his hand out again to save the cat, but it scratched him again, and again he pulled his hand back in pain.

Another minute later he was yet again trying for the third time!!

A man, who was nearby watching what was happening, yelled out:

“O wise man, you have not learned your lesson the first time, nor the second time, and now you are trying to save the cat a third time?”

The wise man paid no heed to that man’s scolding, and kept on trying until he managed to save the cat.

He then walked over to the man, and patted his shoulder saying:

“My son…it is in the cat’s nature to scratch, and it is in my nature to love and have sympathy. Why do you want me to let the cat’s nature overcome mine !?!!”

My son: Treat people according to your nature, not according to theirs, no matter what they are like and no matter how numerous are their actions that harm you and cause you hurt sometimes.

And do not pay heed to all the voices that loudly call out to you to leave behind your good qualities merely because the other party is not deserving of your noble actions.

When you live to give happiness to others, Allaah Subhānahu wa Ta’ālā will send you those who will live to give happiness to you:

“Is the reward for ihsan (good) [anything] but ihsan (good)?” [Ar-Rahman, 55:60]

“Yaşlı bilge bir adam nehir kenarında oturuyordu. Suya düşmüş bir kedi gördü. Kedi kendini boğulmaktan kurtarmak için sağa sola çırpınıyordu.

Adam kediyi kurtarmaya karar verdi. Elini uzattı ama kedi tarafından tırmalanmıştı. Acı içinde elini çekti. Fakat bir dakika sonra kediyi kurtarmak için yine elini uzattı. Ama kedi yine onu tırmaladı. Ve adam tekrar elini acı içinde geri çekti.

Başka bir dakika sonra, üçüncüye tekrar deniyordu.

Yakınlarda izleyen bir adam seslendi:

“Ey bilge adam! Birincisinde dersini öğrenmedin. İkincisinde de öğrenmedin. Ve şimdi kediyi üçüncüye kurtarmaya mi çalışıyorsun?”

Bilge Adam diğer adama hiç aldırış etmeden kediyi kurtarmaya başarana kadar devam etti.

Sonrasında adamın yanına gelip omzuna hafifçe vurup dedi ki:

“Oğlum tırmalamak kedinin doğasında var. Sevmek ve empati duymak ise benim doğamda var. Neden benden kedinin doğasının benimkine üstün gelmesine izin vermemi istiyorsun?

Oğlum, insanlara kendi doğana göre davran, onlarınkine göre değil. Onlar nasıl olurlarsa olsunlar. Sana zarar veren ve kalbinin kırılmasına sebep olan sayısız davranışları olsa bile!

Karşı taraf güzel davranışlarını hak etmiyor diye, iyi özelliklerini arkanda bırakman için sana yüksek sesle seslenen bütün o seslere aldırış etme.

Başka bir insanın mutluluğuna sebep olduğun hiçbir an icin asla pişmanlık duyma, o kişi bunu hak etmese bile!

İyiliği, iyilikle ödüllendirecek bir Rabb’in olduğu gerçeği sana yeterli olsun.”

“İyiliğin karşılığı yalnız iyilik değil midir?” [Rahman Suresi, 55:60]

Reklamlar

I look into your eyes and see the universe not yet born.. &.. Gözlerinin içine bakıyorum ve henüz doğmamış kainatı görüyorum. – Rumi

Posted in Allah (Jalla Jalaluhu), AŞK, HAYAT, Mevlana Celaleddin-i Rumi, The articles in English & stories, Şiirler & poetry, İNŞİRAH, İSLAM, İSTANBUL with tags , , , , , , , , , , , , , on 28/03/2017 by Semra Polat

 

 

I once had a thousand desires. But in my one desire to know you all else melted away.

Bir zamanlar binlerce arzum vardı. Ama bunlardan sadece biri olan , seni bilmek arzumda, hepsi eridi gitti.

― Mawlana Jalaluddin Rumi

Fill your heart with Eemaan (Faith) and it will become the most peaceful place on earth.&.Kalbinizi iman ile doldurun yeryüzündeki en huzurlu yer haline gelecektir.

Posted in Allah (Jalla Jalaluhu), DÜŞÜNDÜM, DUA, HAYAT, The articles in English & stories, İNŞİRAH, İSLAM, İSTANBUL with tags , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , on 22/03/2017 by Semra Polat

Four poisons of the heart: 1. Unnecessary talking. 2. Unrestrained glances. 3. Too much food. 4. Keeping bad company.

Kalbin zehiri dört şeydir; 1. Gereksiz konuşmalar. 2. Gereksiz bakışlar. 3. Gereksiz yemeler. 4. Gereksiz birliktelikler.

| Ibn Al-Qayyim al-Jawziyaa

May Allah protect us from all these evils and keep us steadfast in remembering Him in ease and adversity.

Fear Allah and you will have no cause to fear any one…&…Allah’tan kork ki kimseden korkacak bir şeyin kalmasın!

Posted in Allah (Jalla Jalaluhu), AŞK, DÜŞÜNDÜM, HAYAT, SEMRA'NIN DÜNYASI & SEMRA'S WORLD !, The articles in English & stories, İNŞİRAH, İSLAM, İSTANBUL with tags , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , on 22/02/2017 by Semra Polat

semras-istanbul-mosque

semras-plt1

We cannot change the past to rewrite a better beginning. But we can work for the future and strive for a better ending.

Daha iyi bir başlangıca sahip olabilmek için geçmişi değiştiremeyiz. Ama daha iyi bir sona sahip olabilmek için mücadele edebiliriz.

~ Dr. Yasir Qadhi

semras-plt1

I love you & Seni Seviyorum…. ― Jonathan Safran Foer

Posted in AŞK, HAYAT, SEMRA'NIN DÜNYASI & SEMRA'S WORLD !, The articles in English & stories, Şiirler & poetry with tags , , , , , , , , , , on 06/02/2017 by Semra Polat

i-love-you-mean

I love you” means that I accept you for the person that you are, and that I do not wish to change you into someone else. It means that I will love you and stand by you even through the worst of times. It means loving you even when you’re in a bad mood, or too tired to do the things I want to do. It means loving you when you’re down, not just when you’re fun to be with. “I love you” means that I know your deepest secrets and do not judge you for them, asking in return that you do not judge me for mine. It means that I care enough to fight for what we have and that I love you enough not to let go. It means thinking of you, dreaming of you, wanting and needing you constantly, and hoping you feel the same way for me.

~ Jonathan Safran Foer

love-semras

“Seni Seviyorum” demek, seni kişiliğin için kabul ettiğim ve seni bir başkasına dönüştürmek istemediğim anlamına gelir. Bu, seni seveceğimi ve en kötü zamanlarda bile yanında olacağım anlamına gelir. Bu, sen kötü bir ruh halinde olduğunda ya da benim yapmamı istediğim şeyleri yapmak için çok yorgun olduğunda bile seni seveceğim anlamına gelir. Bu, sadece seninle birlikte olmak eğlenceli olduğunda değil, sen mutsuz olduğun zaman bile seni seveceğim demektir. “Seni seviyorum” demek, senin en derin sırlarını bildiğimi ve bunlar için seni yargılamayacağımı ve buna karşılık senin de benim sırlarım için beni yargılama yapmayacağını isteme anlamına gelir. Bu, bizim sahip olduğumuz sevgiye, savaşacak kadar önem verdiğimi ve gitmene izin vermeyecek kadar seni sevdiğim anlamına gelir. Bu, seni düşündüğüm, seni hayal ettiğim, sürekli sana ihtiyaç duyduğum ve seni istediğim ve bana aynı şekilde, aynı duyguları hissettiğini umut ettiğim anlamına gelir.

~ Jonathan Safran Foer

Four Seasons / Dört Mevsim

Posted in ÇOCUKLUK KIRINTILARI, DÜŞÜNDÜM, HAYAT, SEMRA'NIN DÜNYASI & SEMRA'S WORLD !, The articles in English & stories, İSTANBUL with tags , , , , , , , on 21/11/2016 by Semra Polat

semras-dort-mevsim

There was a man who had four sons. He wanted his sons to learn not to Judge
things too quickly. So he sent them each on a quest, in turn, to go and
look at a pear tree that was a great distance away. The first son went in
the winter, the second in the spring, the third in summer, and the youngest
son in the fall.

When they had all gone and come back, he called them together to describe
what they had seen. The first son said that the tree was ugly, bent, and
twisted. The second son said no–it was covered with green buds and full
of promise. The third son disagreed; he said it was laden with blossoms
that smelled so sweet and looked so beautiful, it was the most graceful
thing he had ever seen. The last son disagreed with all of them; he said
it was ripe and drooping with fruit, full of life and fulfillment.

The man then explained to his sons that they were all right, because they
had each seen but Only one season in the tree’s life. He told them that you
cannot judge a tree, or a person, by only one season, and that the essence
of who they are–and the pleasure, joy, and love that come from that life–
can only be measured at the end, when all the seasons are complete.

If you give up when it’s winter, you will miss the promise of your spring,
the beauty of your summer, fulfillment of your fall. Don’t let the pain
of one season destroy the joy of all the rest. Don’t judge life by one
difficult season. Persevere throughout the difficult patches and better
times are sure to come some time or later.

semras32

Bir zamanlar dört oğlu olan bir adam varmış. Çocuklarına acele ve erken karar vermemelerini ve önyargılı olmamalarını öğretmek için onları eğitmek istemiş. Her birini sırayla uzak bir yerde bulunan ağacın yanına gidip ona bakmak için göndermiş . İlk oğlan Kışın gitmiş, ikincisi İlkbaharda, üçüncüsü Yazın, sonuncusu ise Sonbaharda gitmiş.

Sonra birgün hepsini bir araya toplamış ve ne gördüklerini sormuş.

İlk oğlan ağacın çirkin, yaşlı ve kupkuru olduğunu söylemiş.
İkinci oğlan, “Hayır yeşillikle doluydu ve canlıydı,” demiş.
Üçüncü oğlan başka fikirdeymiş, “Çiçekleri vardı ve kokusuyla görüntüsüyle o kadar muhteşemdi ki, daha önce hiç böyle bir güzellik görmemiştim,” demiş.

Sonuncu oğlan, hepsinin de haksız olduğunu ve ağacın meyvelerle dolu, canlı ve hayat taşıyor olduğunu bildirmiş.
Yaşlı adam oğullarına hepsinin haklı olduğunu söylemiş, çünkü hepsi farklı mevsimlerde bu ağacı görmeye gitmişlermiş.
Onlara; “bir ağacı veya bir insanı, kısa bir süre veya bir mevsim tanıdıktan sonra yargılayamayacaklarını,” anlatmış. Ya”da neye sahip olup olmadıklarını…

“Gerçekleri ancak sonunda, dört mevsimi de yaşadıktan sonra görürsünüz.
Eğer Kışın vazgeçerseniz İlkbaharın nimetinden olursunuz;
Yazın güzelliğinden ve Sonbaharın bereket ve bütünlüğünden de.
Bir mevsimin acısının, diğer güzel mevsimleri silmesine izin vermeyin.
Hayatınızı bir mevsimi yüzünden yargılamayın. Unutmayın ki, ilerde şu anki zamanı arayabilirsiniz veya daha güzel günleri yaşamayı kaçırabilirsiniz.

The result of my life is no more than three words: I was raw, I became cooked, I was burnt. & Ömrümde elde ettiğimi anlatırsam, Şu üç kelimeyi geçmez; Hamdım, Piştim, Yandım.― Jalaluddin Rumi

Posted in Allah (Jalla Jalaluhu), AŞK, DÜŞÜNDÜM, HAYAT, Mevlana Celaleddin-i Rumi, SEMRA'NIN DÜNYASI & SEMRA'S WORLD !, SEN, BEN,O, The articles in English & stories, Şiirler & poetry with tags , , , , , , , on 31/10/2016 by Semra Polat

semras-world-rumi

sem-73

“Why is everyone here so happy except me?”
“Because they have learned to see goodness and beauty everywhere,” said the Master.
“Why don’t I see goodness and beauty everywhere?”
“Because you cannot see outside of you what you fail to see inside.”

sem-73

“Neden burada benim dışımda herkes bu kadar mutlu?”
“Çünkü onlar her yerdeki iyiliği ve güzelliği görmeyi öğrendiler,” dedi Usta.
“Ben niye her yerdeki iyiliği ve güzelliği görmüyorum?”
“Çünkü sen, içinde görmekte başarısız olduğunu dışında göremezsin.”

Anthony de Mello

sem-73

%d blogcu bunu beğendi: