…. / Ah İstanbul … /

semras

Ah! İstanbul

I lay down on a rock in the middle of Kanlıca
I let my tears flow toward Hisar
There is nothing to do
He wanted to leave and is gone
I am understanding and I am also bitter
That our one-sided love has ended

I need a southwest wind now, and an oar
There must be a few bottles of red stashed away
Ground, sky, red
I curse his past and future
If it is a shame, it’s a shame
The morning star, hung-over, falls down on me

Ah! İstanbul did not see such sadness
Since it became İstanbul
I am dying of his love
I have no pride now.

How bitter, how bitter, that a person can be so defeated
There is no medicine for betrayal
The heart is like a big black hole
There is nothing to do, this heart loved
A new flesh, a new excitement,
I know furthermore.

istanbul_by_portraitofalife-d5rkdhm

Ah! İstanbul

Uzanıp Kanlıca’nın orta yerinde bi taşa
Gözümün yaşını yüzdürdüm Hisar’a doğru
Yapacak hiçbir şey yok gitmek istedi gitti
Hem anlıyorum hem çok acı tek taraflı bitti

Bi lodos lazım şimdi bana bi kürek
Zulada birkaç şişe yakut yer gök kırmızı
Söverim gelmişine geçmişine ayıpsa ayıp
Düşer üstüme akşamdan kalma sabah yıldızı

Ah! İstanbul, İstanbul olalı
Hiç görmedi böyle keder
Geberiyorum aşkından
Kalmadı bende gururdan eser

Ne acı ne acı insan kendine ne kadar yenik
Bulunmadı ihanetin ilacı yürek koca bir karadelik
Yapacak hiçbir şey yok gönül bu sevdi
Yeni bir ten yeni bir heyecan bilirim üstelik

10 Yanıt to “…. / Ah İstanbul … /”

  1. Okumanın insanı yalnızlaştırdığı, buna mukabil dinlemenin ise insanları bir araya getirdiği söylenir. Sohbet`in bizim kültürümüzde ne denli kaynaştırıcı bir olgu olduğu dikkate alınırsa, millet olarak `okumak` hususundaki isteksizliğimize karşın, niçin konuşmaya (=karşılıklı konmaya) daha düşkün olduğumuz, sanırım böylelikle daha iyi anlaşılır. Batılıların okumaya çok düşkün oldukları söylenir; hatta misal sadedinde otobüste ve metroda bile insanların çokluk kitap okudukları aktarılır. Doğru, Batılılar ne yazık ki metroda bile kitap okuyorlar. Evet, ne yazık ki metroda bile okuyorlar. Peki niçin okuyorlar? Bilgilenmek için mi? Elbette hayır! Yalnız oldukları için… Sohbet edecek, konuşacak kimse bulamadıkları için… Az sayılmayacak süreler içinde, hem Berlin, hem Paris metrosunda şahsen gözlemde bulunmak imkanı buldum. Eğer kişisel gözlemlerime itibar edecek olursanız, kitap okuyanların önemli bir kısmını, orta yaşlı veya orta yaşın üstündeki insanların, bilhassa kadınların teşkil ettiğini söyleyebilirim. Yorgun, yalnız ve yaşlı yüzler… Konuşacak bir çift söze, hatta biraz olsun laflamaya dahi hasret gözler… Belki `yalnız` sözcüğünü kullanmamam gerekirdi, zira onlar sadece yalnız değiller, aslında kelimenin tam anlamıyla tek başınalar… Batı`nın o ünlü bireyciliğinin kurbanları, hakikaten tek başınalar…. Darren Aronofsky`nin `Requiem for a Dream` filminde tasvir edildiği kadar tek başınalar…. Hadi niçin okuduklarını bir kenara bırakalım, düşünmek gerekmez mi acaba bu insanlar ne okuyorlar? Sıkıcı (!) felsefe kitapları okuyacak değiller ya, pekala cep kitapları, ucuz piyasa romanları ve magazin dergileri… Bilgilenmek için değil, eğlenmek için, dinlenmek için, kendilerini eve atana değin ne kadar mümkünse o kadar meşgul etmek için… Evlerinde kitap okumuyorlar, onun yerine tv seyrediyorlar… Sonra, ertesi sabah metroya bindiklerinde bıraktıkları yerden tekrar okumaya devam ediyorlar… Bizse okumuyoruz, konuşuyoruz… Boş konuşuyoruz, dolu konuşuyoruz ama her halukarda konuşuyoruz. Ne iyi ki konuşuyoruz. Konuştuğumuz kadar da dinliyoruz, dinlemek zorunda kalıyoruz. Hatırlanacak olursa, evlerimize televizyon girdiğinde ilk şikayetimiz, bu aptal kutusundan dolayı misafirlerimizle iki çift laf etmekten mahrum kaldığımız üzerineydi. Şimdi çocuklarımızın bilgisayarlar tarafından esir alındıklarını görünce, onlar adına da biz şikayet eder olduk. Ne gariptir ki çocuklar da bilgisayarlarını, onlara bilgi saydırmak amacıyla değil, chat yapmak için kullanıyorlar. Konuşmak ve dinlemek, insanları birbirine yaklaştırır. Sohbet gönlün gıdasıdır, gönülleri birbirine yakınlaştırır. `Dervişlerin sohbetinden Muhammed`in kokusu gelir` der büyüklerimiz. Pek tabii ki boşa yapılan konuşmalardan, boşuna yapılan konuşmalardan değil, ehlinin konuşmalarından, dervişlerin konuşmalarından; hak için, hakikat için yapılan konuşmalardan… Hep söylenir ya, biz de bir kez daha hatırlatalım: Kur`an`ın ilk emri dahi OKU! Lakin biraz düşünmeli değil mi, nasıl bir okuma çağrısıdır bu? Yalnız olan`ın, terki terkedip kendisine okunanı bundan böyle başkalarına okuması için yapılan bir çağrı! İnzivadan çıkması, insanların arasına karışıp artık insanlara okuması için yapılan bir çağrı! Söz değerliydi… Değerli olan, değerli olanın sözüydü. Dostun sözüydü. Okumanın hakkı verilmeliydi; her şeyden evvel okuyana kulak verilmeliydi… Şimdilerde sohbet ehlini bulmak zor; sohbete salih kimseler bulmak da en az ehlini bulmak kadar zor. Çünkü dost bulmak zor. (Dostluk ve sohbet… Birbirinden ayrılması mümkün olmayan iki sözcük… Hemen hatırlayalım: Efendimizin (s.a) dostlarına `sahabi` (çoğ. ashab, sahabe) denir; yani sohbet ehli…) Sohbette dostu bulmalı; dostu sohbet aracılığıyla bulmalı… Dosttan da, sohbetten de önce dostun da, sohbetin de bulunacağı o mukaddes beldede bulunmalı… Ah İstanbul…

    Dücane Cündioğlu

  2. salah Says:

    bonjour exusez moi je compremd pas cette langue
    je vous aime mais pas de chance
    j aime votre pay mais ALLAH khaleb

    a vous une autre foie m exusez svp salah loucif algerie tlemcen

  3. bonjour bonjour ça va coment allez vous bienne

  4. yasemin Says:

    ÇOK ŞAŞKINIM NEDEN Mİ BOŞ VER SUN

  5. My dear sister Semra:))
    So beautiful blog!
    a big hug to you my dear

  6. Good morning my lovely sister Semra, thank you:))
    I’m very very happy to see you again!!
    I wish you a beautiful day
    hugs & kisses,
    you’re always in my heart my sister!!
    take care, Jussara

  7. Good morning my dear Sister Semra!
    I wish you a beautiful new week
    much peace:))
    Sending hugs e kisses to you
    Jussara Luna

  8. Hello my precious sister Semra,
    thank you very much.
    My dear, I will be absent from the 9:12 to 19:12,
    I wish you a beautiful day and a very happy weekend ~ ~
    I’ll miss you
    hugs& kisses to you my sister
    I see you soon~~~ take care~~Jussara

  9. Hello my dear sister Semra!
    Happy 2012 to you and your family.
    You’re always in my heart
    hugs & kisses! take care, Jussara

  10. So beautiful and sad at the same time!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: