….Sana Geliyorum…..

2753313458_b206c4495d
Sânâ GєLiyorum YıLLârdır İçimdє Hâykırmak İçin ßiriktirdiğim Sєvdâ
SözLєrimLє GєLiyorum…
Yâ dâ Konuşmâdân Tek Bir Söz Söylemeden GєLiyorum..
UtângâçLığımLâ HâtâLârımLâ GєLiyorum.
Uyuyâmâdığım Tüm UykuLârımı Üşüdüğüm Kış SâbâhLarınâ BuLânârâk
Gєçirdiğim ßütün AkşâmLârı
Yâtâğımdân Sıçrâtân KâbusLârı TopLâyıptâ GєLiyorum
Arzulâdığım Vє Ertelediğim Hєr Nє Vârsâ Hєpsini Alıp GєLiyorum
İlahi ente maksudi ve rızake matlubi!
75a0b040
I spend most of my time in a place I don’t belong!

10 Yanıt to “….Sana Geliyorum…..”

  1. ALAADDİN Says:

    İKİNCİ NOKTA: Şeytanın mühim bir desisesi, insana kusurunu itiraf ettirmemektir-tâ ki istiğfar ve istiâze yolunu kapasın. Hem nefs-i insaniyenin enâniyetini tahrik edip, tâ ki nefis kendini avukat gibi müdafaa etsin, adeta taksirattan takdis etsin. Evet, şeytanı dinleyen bir nefis, kusurunu görmek istemez. Görse de, yüz tevil ile tevil ettirir. sırrıyla, nefsine nazar-ı rıza ile baktığı için, ayıbını görmez. Ayıbını görmediği için itiraf etmez, istiğfar etmez, istiâze etmez, şeytana maskara olur. Hazret-i Yusuf Aleyhisselâm gibi bir peygamber-i âlîşan dediği halde, nasıl nefse itimad edilebilir? Nefsini itham eden, kusurunu görür. Kusurunu itiraf eden, istiğfar eder. İstiğfar eden, istiâze eder. İstiâze eden, şeytanın şerrinden kurtulur. Kusurunu görmemek, o kusurdan daha büyük bir kusurdur. Ve kusurunu itiraf etmemek, büyük bir noksanlıktır. Ve kusurunu görse, o kusur kusurluktan çıkar. İtiraf etse, affa müstehak olur. ÜÇÜNCÜ NOKTA: İnsanın hayat-ı içtimaiyesini ifsad eden bir desise-i şeytaniye şudur ki: Bir mü\’minin birtek seyyiesiyle bütün hasenâtını örter. Şeytanın bu desisesini dinleyen insafsızlar, o mü\’mine adâvet ederler. Halbuki, Cenâb-ı Hak, haşirde adalet-i mutlaka ile mizan-ı ekberinde a\’mâl-i mükellefîni tarttığı zaman, hasenâtı seyyiâta galibiyeti-mağlûbiyeti noktasında hükmeyler. Hem seyyiâtın esbabı çok ve vücutları kolay olduğundan, bazan birtek hasene ile çok seyyiâtını örter. Demek, bu dünyada o adalet-i İlâhiye noktasında muamele gerektir. Eğer bir adamın iyilikleri fenalıklarına kemiyeten veya keyfiyeten ziyade gelse, o adam muhabbete ve hürmete müstehaktır. Belki, kıymettar birtek hasene ile, çok seyyiâtına nazar-ı afla bakmak lâzımdır. Halbuki, insan, fıtratındaki zulüm damarıyla, şeytanın telkiniyle, bir zâtın yüz hasenâtını birtek seyyie yüzünden unutur, mü\’min kardeşine adâvet eder, günahlara girer. Nasıl bir sinek kanadı göz üstüne bırakılsa bir dağı setreder, göstermez. Öyle de, insan, garaz damarıyla, sinek kanadı kadar bir seyyie ile dağ gibi hasenâtı örter, unutur, mü\’min kardeşine adâvet eder, insanların hayat-ı içtimaiyesinde bir fesat âleti olur. Şeytanın bu desisesine benzer diğer bir desise ile, insanın selâmet-i fikrini ifsad ediyor, hakaik-i imaniyeye karşı sıhhat-ı muhakemeyi bozuyor ve istikamet-i fikriyeyi ihlâl ediyor. Şöyle ki: ——————————————————————————–Ben nefsimi temize çıkarmam. Çünkü nefis daima kötülüğe sevk eder. (Yusuf Sûresi: 12:53.)

  2. ALAADDİN Says:

    Bir hakikat-i imaniyeye dair yüzer delâil-i ispatiyenin hükmünü, nefyine delâlet eden bir emâre ile kırmak ister. Halbuki, kaide-i mukarreredir ki, "Bir ispat edici, çok nefyedicilere tereccuh ediyor." Bir dâvâya müsbit bir şahidin hükmü, yüz nâfîlere râcih olur. Bu hakikate bu temsil ile bak. Şöyle ki: Bir saray, yüzer kapalı kapıları var. Birtek kapı açılmasıyla o saraya girilebilir, öteki kapılar da açılır. Eğer bütün kapılar açık olsa, bir iki tanesi kapansa, o saraya girilemeyeceği söylenemez. İşte, hakaik-i imaniye o saraydır. Herbir delil, bir anahtardır; ispat ediyor, kapıyı açıyor. Birtek kapının kapalı kalmasıyla o hakaik-i imaniyeden vazgeçilmez ve inkâr edilemez. Şeytan ise, bazı esbaba binaen, ya gaflet veya cehalet vasıtasıyla kapalı kalmış olan bir kapıyı gösterir; ispat edici bütün delilleri nazardan iskat ediyor. "İşte bu saraya girilmez. Belki saray değildir, içinde birşey yoktur" der, kandırır. İşte, ey şeytanın desiselerine müptelâ olan biçare insan! Hayat-ı diniye, hayat-ı şahsiye ve hayat-ı içtimaiyenin selâmetini dilersen ve sıhhat-i fikir ve istikamet-i nazar ve selâmet-i kalb istersen, muhkemât-ı Kur\’âniyenin mizanlarıyla ve Sünnet-i Seniyyenin terazileriyle a\’mâl ve hâtırâtını tart. Ve Kur\’ân\’ı ve Sünnet-i Seniyyeyi daima rehber yap. Ve de, Cenâb-ı Hakka ilticada bulun. İşte bu On Üç İşaret, on üç anahtardır. Kur\’ân-ı Mu\’cizü\’l-Beyânın en âhirki sûresi \’in mufassalı ve madeni olan -1- sûresinin hısn-ı hasîni ve kale-i metîninin kapısını o on üç anahtarla aç, gir, selâmeti bul. -2- -3- ——————————————————————————–1- De ki: Sığınırım insanların Rabbine, insanların Mâlikine, insanların İlâhına. İnsanların kalbine sinsice vesvese verenin şerrinden. Cinden ve insanlardan olan şeytanların şerrinden. (Nâs Sûresi: 114:1-6.) 2- Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Sensin. (Bakara Sûresi: 2:32.) 3- De ki: Ey Rabbim, şeytanların vesveselerinden Sana sığınırım. Onların yanımda bulunmalarından da, yâ Rabbi, Sana sığınırım. (Mü\’minûn Sûresi: 23:97-98.)

  3. ALAADDİN Says:

    Ey Rabb-i Rahîmim ve ey Hâlık-ı Kerîmim! Benim sû-i ihtiyarımla ömrüm ve gençliğim zayi olup gitti. Ve o ömür ve gençliğin meyvelerinden elimde kalan, elem verici günahlar, zillet verici elemler, dalâlet verici vesveseler kalmıştır. Ve bu ağır yük ve hastalıklı kalb ve hacâletli yüzümle kabre yakınlaşıyorum. Bilmüşahede, göre göre, gayet süratle, sağa ve sola inhiraf etmeyerek, ihtiyarsız bir tarzda, vefat eden ahbap ve akran ve akaribim gibi, kabir kapısına yanaşıyorum. O kabir, bu dâr-i fâniden firâk-ı ebedî ile ebedü\’l-âbâd yolunda kurulmuş, açılmış evvelki menzil ve birinci kapıdır. Ve bu bağlandığım ve meftun olduğum şu dâr-ı dünya da, katî bir yakîn ile anladım ki, hâliktir gider ve fânidir ölür. Ve bilmüşahede, içindeki mevcudat dahi, birbiri arkasından kafile kafile göçüp gider, kaybolur. Hususan benim gibi nefs-i emmâreyi taşıyanlara şu dünya çok gaddardır, mekkârdır. Bir lezzet verse, bin elem takar, çektirir. Bir üzüm yedirse, yüz tokat vurur. Ey Rabb-i Rahîmim ve ey Hâlık-ı Kerîmim! sırrıyla ben şimdiden görüyorum ki, yakın bir zamanda, ben kefenimi giydim, tabutuma bindim, dostlarımla veda eyledim. Kabrime teveccüh edip giderken, Senin dergâh-ı rahmetinde, cenazemin lisan-ı haliyle, ruhumun lisan-ı kâliyle bağırarak derim: "El-aman, el-aman! Ya Hannân! Yâ Mennân! Beni günahlarımın hacâletinden kurtar!" İşte kabrimin başına ulaştım, boynuma kefenimi takıp kabrimin başında uzanan cismimin üzerine durdum. Başımı dergâh-ı rahmetine kaldırıp bütün kuvvetimle feryad edip nidâ ediyorum: "El-aman, el-aman! Yâ Hannân! Yâ Mennân! Beni günahlarımın ağır yüklerinden halâs eyle!" İşte, kabrime girdim, kefenime sarıldım. Teşyîciler beni bırakıp gittiler. Senin af ve rahmetini intizar ediyorum. Ve bilmüşahede gördüm ki, Senden başka melce ve mence yok. Günahların çirkin yüzünden ve mâsiyetin vahşî şeklinden ve o mekânın darlığından, bütün kuvvetimle nidâ edip diyorum: ——————————————————————————–"Her gelecek şey yakındır." İbn-i Mâce, Mukaddime:7. ——————————————————————————–Haşiye : Bu risalenin telifinden on üç sene evvel.

  4. ALAADDİN Says:

    El-aman, el-aman! Ya Rahmân! Yâ Hannân! Yâ Mennân! Yâ Deyyân! Beni çirkin günahlarımın arkadaşlıklarından kurtar! Yerimi genişlettir! İlâhî, Senin rahmetin melceimdir ve Rahmeten li\’l-Âlemîn olan Habibin, Senin rahmetine yetişmek için vesilemdir. Senden şekvâ değil, belki nefsimi ve halimi Sana şekvâ ediyorum. "Ey Hâlık-ı Kerîmim ve ey Rabb-i Rahîmim! Senin Said ismindeki mahlûkun ve masnuun ve abdin, hem âsi, hem âciz, hem gafil, hem cahil, hem alîl, hem zelîl, hem müsi\’, hem müsin, hem şakî, hem seyyidinden kaçmış bir köle olduğu halde, kırk sene sonra nedamet edip Senin dergâhına avdet etmek istiyor. Senin rahmetine iltica ediyor. Hadsiz günah ve hatîatlarını itiraf ediyor. Evham ve türlü türlü illetlerle müptelâ olmuş, Sana tazarru ve niyaz eder. Eğer kemâl-i rahmetinle onu kabul etsen, mağfiret edip rahmet etsen, zaten o Senin şânındır. Çünkü Erhamürrâhimînsin. Eğer kabul etmezsen, Senin kapından başka hangi kapıya gideyim? Hangi kapı var? Senden başka Rab yok ki dergâhına gidilsin. Senden başka hak mâbud yoktur ki ona iltica edilsin." Senden başka ilâh yoktur. Sen birsin. Senin hiçbir şerikin yoktur. Dünyada son, âhirette ve kabirde ilk söz: Şehadet ederim ki Allah\’tan başka ilâh yoktur; yine şehadet ederim ki Muhammed (s.a.v.) Allah\’ın Resulüdür.

  5. Sayfanızı ve yazılarınızı ilgiyle okuyorum, teşekkürler….

  6. ♣ Ąηηα Says:

    BOM DIA ALEGRIA!!!—— ●●●● ————————– ●●●● ——Saudades! Sim… talvez… e porque não?…Se o nosso sonho foi tão alto e forteQue bem pensara vê-lo até à morteDeslumbrar-me de luz o coração!Esquecer! Para quê?… Ah! como é vão!Que tudo isso, Amor, nos não importe.Se ele deixou beleza que conforteDeve-nos ser sagrado como pão!Quantas vezes, Amor, já te esqueci,Para mais doidamente me lembrar,Mais doidamente me lembrar de ti!E quem dera que fosse sempre assim:Quanto menos quisesse recordarMais a saudade andasse presa a mim! (Florbela Espanca)—— ●●●● ————————– ●●●● ——Beijos sem fim…♣ Ąηηα ♣Para ti:http://i25.tinypic.com/azcm1g.jpg

  7. iremm Says:

    Kuruyan hücrelerimi umutlarında yeşerttim Acılarımla güneşi son kez ağlatıp Ezan sesinde odana baharı doldurmaya geliyorum Gözlerinde yaşamaya yemin ettim Umutlarımı pembe bulutlara sığdırıp Seni " sende" yaşamaya geliyorum Topragıma gülüşlerini mevsimsiz ektim Baharı yitik kentin sokaklarını avuclarima saklayıp Cocuksu düşlerimi sende yaşamaya geliyorum Acıların prangalarını yüregimde eskittim İdamlık düşlerimden kaçıp Senin gözlerinde ömürboyu kalmaya geliyorum Gecenin tüm yıldızlarını fethettim Ölümün fermanını denizlere fırlatıp Dilimdeki ask cümlelerini Gözlerinde tamamlamaya geliyorum Azap ateşinde yıllarımı son kez erittim İbrahim gibi baharın tomurcugunda yanıp Yüreginde ölümsüzlügü tatmaya geliyorum Yorgun sabahlarımı geçmişe sürgün ettim Hoyrat rüzgarlarda herseyi dağıtıp Mevsimsiz tomurcukları gözlerinde açmaya geliyorum Bir gülüşünle ömrüme mutlulukları ekledim Bereket kokan yagmurla çöllerini ıslatıp Avuçlarına bedenimi bırakmaya geliyorum Ölümleri yarınlara erteledim Pimi çekilmiş mayınları elimde patlatıpSevgi kokan nefesini almaya geliyorumAcılarımı son kez yüregimde demledim Koynuma Cennetin güllerini alıp Yagmurlarla sende yaşamaya geliyorum

  8. ♣ Ąηηα Says:

    BOM DIA ALEGRIA!:.ﮨﯝﮨჱﮨﯝﮨ.:ﮨﯝﮨჱﮨﯝﮨ.:ﮨﯝﮨჱﮨﯝﮨ.: As palavrasSão como um cristal,as palavras.Algumas, um punhal,um incêndio.Outras,orvalho apenas.Secretas vêm, cheias de memória.Inseguras navegam:barcos ou beijos,as águas estremecem.Desamparadas, inocentes,leves.Tecidas são de luze são a noite.E mesmo pálidasverdes paraísos lembram ainda.Quem as escuta? Quemas recolhe, assim,cruéis, desfeitas,nas suas conchas puras? (Eugénio de Andrade):.ﮨﯝﮨჱﮨﯝﮨ.:ﮨﯝﮨჱﮨﯝﮨ.:ﮨﯝﮨჱﮨﯝﮨ.: Beijos sem fim…♣ Ąηηα ♣PARA TI:http://i28.tinypic.com/2w4cguh.jpg

  9. Patricia Says:

    Coucou Semra… Je te remercie de ton passage et te souhaite une excellente fin de semaine. Gros bisous mon amie.

  10. •°°•.•'ੴSerenαੴ•°°•.•' Says:

    Eu só quero viver em paz Apenas quero sentir o que Deus nos fala em nossos ouvidosEm um simples soprar do vento…((Bob Marley))

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: