Yak Bizi Aşkınla Ya Rab…

İstanbul sunset by Atilla1000.
 
Aşk ateştir;

Ne kadar yakalaşırsan o kadar yanarsın.
 
Yak bizi aşkınla ya Rab!
  
 
Aşk; Züleyha’nın öğrenişi,
 
Aşk Yusuf’un direnişi,
 
Aşk sayesinde Yusuf ile Züleyhanın
 
birbirlerini bütünleyişi!

3 Yanıt to “Yak Bizi Aşkınla Ya Rab…”

  1. Fatih Says:

    Cicim spacese yazmamıza izin yok,ohhhh be buraya izin çıktı.Sen cicimsin benim.
    Yak bizi Allah’ım aşkınla.

  2. Şebnem Says:

    Yak bizi aşkınla Rabbim,,,,,
    Eeeeeeevet ya cicim,sonunda izin çıktı ama söz sadece buraya yazacağız.:))))

  3. alaaddin Says:

    Hem o şuur-u imanı ile, ebedî bir beka ve daimî bir hayat veren Bâki-i Zülcelâlin bekasına ve vücuduna İmân ve imanın amâl-i saliha gibi neticeleri, bu fâni hayatın bâki meyveleri ve ebedî bir bekanın vesileleri olduğunu bildim. Meyvedar bir ağaca inkılâp etmek için kabuğunu terk eden bir çekirdek gibi, ben de o bâki meyveleri vermek için bu beka-i dünyevînin kabuğunu bırakmaya nefsimi kandırdım. Nefsimle beraber “Onun bekası bize yeter” dedim.

    Hem şuur-u imanı ve intisab-ı ubudiyetle toprak perdesinin arkası ışıklanmasını ve ağır tabaka-i türâbiye dahi ölülerin üstünden kalktığını ve kabir kapısıyla girilen yeraltı dahi adem-âlûd karanlıklar olmadığını ilmelyakîn ile bildim. Bütün kuvvetimle dedim.

    Hem gayet katî bir surette hissettim ve o şuur-u imanı ile hakkalyakîn bildim ki, fıtratımda çok şiddetli olan aşk-ı beka, Bâki-i Zülkemâlin bekasına, varlığına iki cihetle bakarken, enâniyetin perde çekmesiyle mahbubunu kaçırmış, aynasına perestiş etmiş bir serseme dönmüş gördüm. Ve o çok derin ve kuvvetli aşk-ı beka, bizzat ve sebepsiz, fıtraten sevilen ve perestiş edilen kemâl-i mutlak bir isminin gölgesi vasıtasıyla mahiyetimde hükmedip o aşk-ı bekayı vermiş. Ve muhabbet için hiçbir illet ve hiçbir garazı ve zâtından başka hiçbir sebep iktiza etmeyen kemâl-i Zâtı perestişe kâfi ve vâfi iken, sâbıkan beyan ettiğimiz ve her birisine bir hayat ve bir beka değil, belki elden gelse binler hayat-ı dünyevîye ve beka feda edilmeye lâyık olan mezkûr bâki meyveleri dahi ihsan etmekle, o fıtrî aşkı şiddetlendirmiş hissettim. Elimden gelseydi bütün zerrâtı vücûdumla diyecektim ve o niyetle dedim. Ve bekasını arayan ve beka-yı İlâhîyi bulan o şuur-u imanı -ki bir kısım meyvelerine sâbıkan “Hem… Hem… Hem”ler ile işaret ettim -bana öyle bir zevk ve şevk verdi ki, bütün ruhumla, bütün kuvvetimle, en derin kalbimle nefsimle beraber dedim. ŞUALAR DÖRDÜNCÜ ŞUA SAYFA 61

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: