ALLAH(c.c.)Sevdiği İçin Bizi Var Eden VEDUD…!

 

YA VEDUD
Sevmek…
Varlığını hissederek…
Nakış nakış her zerrede sonsuzluğa süzülerek…
Riyadan uzak, öfkeden, kinden, çoraklıktan uzak…
Samimi sevmek…
Bu bir tahayyül değil
Bir göl cennetle sulanan
Seni anlatan, seni yeniden sevdiren…
Dibinde ki dağları ki haşmetli…
Yolları ise hikmetli…
Gökteki kuşların her biri harikulade sanat musikisi…
Gölde bir yengeç ki hayat vazifesini tamamlamış…
Bir yengeç ki küçük taşın ardına saklanmış…
Ve bir ağaç yapayalnız…
Gölün ortasında kupkuru kalakalmış.
Hayret veriyor, suyun ortasında susuz kalmış.
Her şey seni anlatıyor…
Sanat sanatkârını hüccetlerle gösteriyor.
Kelimelere hiç gerek kalmıyor.
zthannz3af5

Bir Yanıt to “ALLAH(c.c.)Sevdiği İçin Bizi Var Eden VEDUD…!”

  1. ALAADDİN Says:

    Demek, bir seyrangâh-ı dâimîye gidiliyor.

    Beşinci Sûret:

    Bak, bu işler içinde, görünüyor ki, o misilsiz zâtın pek büyük bir şefkati vardır. Çünkü, her musîbetzedenin imdadına koşturuyor, her suâle ve matlûba cevap veriyor. Hattâ, bak, en ednâ bir hâceti, en ednâ bir raiyyetten görse, şefkatle kazâ ediyor. Bir çobanın bir koyununun bir ayağı incinse, ya merhem, ya baytar gönderiyor.

    Gel, gidelim. Şu adada büyük bir içtimâ var; bütün memleket eşrâfı orada toplanmışlar. Bak, pek büyük bir nişanı taşıyan bir yâver-i ekrem, bir nutuk okuyor. O şefkatli padişahından birşeyler istiyor. Bütün ahali, “Evet, evet! Biz de istiyoruz” diyorlar. Onu tasdik ve teyid ediyorlar.

    Şimdi dinle, bu padişahın sevgilisi diyor ki:

    “Ey bizi nimetleriyle perverde eden sultanımız! Bize gösterdiğin numunelerin ve gölgelerin asıllarını, membalarını göster; ve bizi makarr-ı saltanatına celb et. Bizi bu çöllerde mahvettirme; bizi huzûruna al, bize merhamet et. Burada bize tattırdığın leziz nimetlerini orada yedir. Bizi zevâl ve teb’îd ile tâzib etme. Sana müştak ve müteşekkir şu mutî raiyyetini başıboş bırakıp idâm etme” diyor ve pekçok yalvarıyor; sen de işitiyorsun.

    Acaba bu kadar şefkatli ve kudretli bir padişah, hiç mümkün müdür ki, en ednâ bir adamın en ednâ bir merâmını ehemmiyetle yerine getirsin, en sevgili bir yâver-i ekreminin en güzel bir maksudunu yerine getirmesin? Halbuki, o sevgilinin maksudu umumun da maksududur; hem padişahın marzîsi, hem merhamet ve adâletinin muktezâsıdır, hem ona rahattır, ağır değil. Bu misafirhânelerdeki muvakkat nüzhetgâhlar kadar ağır gelmez. Mâdem numunelerini göstermek için beş altı gün seyrangâhlara bu kadar masraf ediyor, bu memleketi kurdu; elbette, hakiki hazînelerini, kemâlâtını, hünerlerini makarr-ı saltanatında öyle bir tarzda gösterecek, öyle seyrangâhlar açacak ki, akılları hayrette bırakacak.

    Demek bu meydan-ı imtihanda olanlar, başıboş değiller; saadet sarayları ve zindanlar onları bekliyorlar.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: