Sence AŞK nedir?

sem
Aşk taşınası bir yüktür kalbe…
Taşıyası bir aşkı olmayan kalp ya delidir…
Ya da ölü…

8 Yanıt to “Sence AŞK nedir?”

  1. ey goncagül Says:

    ÖYLE BİR SEVGİLİ SEVİNKİ HERKESİN KAPISI KAPANDIGINDA ONUN KAPISI ACIK OLSUN Sevmek çok zor ama bir o kadar da şerefli bir duygudur. Zordur; çünkü sevmek, sevilenle seven arasında menfaate dayalı olmayan bir ilgiyi gerektirir.Karşılıklı fedakârlığı, vefayı gerektirir. Cefaya karşı sabrı, sert rüzgârlara karşı dağılmamayı gerektirir. Sevmek, sevileni kırmamayı, ona karşı yanlış yapmamayı, kendi isteklerini sevilenin isteklerine tercih etmemeyi gerektirir.İsterseniz çocuğunuzu, isterseniz eşinizi, isterseniz bir canlıyı, çevreyi veya başka bir şeyi sevin. Sonuç değişmez.Hayatın zor labirentlerinde bu metaneti yitirmeden yürümeniz şarttır.Biz bugün farklı bir sevgiden bahsedelim…Biz bugün farklı bir sevgiden bahsedelim, belki sevginin esası olan sevgiden bahsedelim. Yüce ALLAH’a karşı hissetmemiz gereken sevgiden…Şimdi şöyle bir soru sorsam ve desem ki “ ALLAH’ı seviyor muyuz?” İnanıyorum ki hepimiz “ Elbette ALLAH’ı seviyoruz” diyeceğiz. “ ALLAH (c.c.) sevilmez mi, O’na kurban olalım!” deriz. Bu duygumuzda samimiyiz de. Çünkü hiç kimse “ ALLAH’ı sevmiyorum” demez, diyemez. Hiç inanmayan bile böyle bir cümlenin yüküne talip olamaz, olmamalıdır da.O zaman ikinci soruyu soralım ve “O zaman sevgi nedir?” diyelim. Veya bizim sevmemiz yeterli mi? O’nu sevmek mi önemli, yoksa O’nun tarafından sevilmek mi?Ne dersiniz, bütün bu sorulara bir çırpıda makul cevaplar verebilecek miyiz?Dilerseniz gelir İslâm tarihinin ölümsüz şahikalarından enfes satırlar okuyalım. Bakalım sevgiye nasıl bir anlam yüklemiş büyükler?Bistamlı Beyazıd sevgi sanılan boş bir kuruntunun, duvarların yüzüne çarparken unutulmaz bir ders verir:“ ALLAH’ı seviyorum sanırdım! Ama anladım ki, esas olan O’nun sevmesi imiş. ALLAH (c.c.) bir kulu severse, onun kalbini kendisi ile meşgul edermiş”Doğrudur… Bistamlı Beyazıt’ın dediği gibi, sevgi eğer sevilenin sevgisini getirmeyecekse, boş bir kuruntudur. ALLAH’ı o kadar seveceksin ki, neticede O sizi sevmeye başlayacak. O zaman sizin sevginiz, O’nun sevgisine mahkûm olur. İşte o zaman O’nun gören gözü, işiten kulağı, yürüyen ayağı olursunuz.Fudayl bin Iyaz’ın, sevgiyi tarif eden dokunaklı sözleri ruh dünyamızda depremler meydana getirecek kadar derindir. Şöyle diyor;“ ALLAH’ı seviyormuyuz diye sorarlarsa sus, konuşma. Evet dersen, tavırların evet diyenlerinkine benzemiyor ki! O zaman da münafıklara, sahtekârlara benzersin!”İşte size Bağdatlı Cüneyd’in cümleleri, Mevlana’nın ufkunu ne kadar da çok hatırlatıyor:“Şu kalp ALLAH’a aittir. O’na sakın yabancıyı sokma!”Sevgide dozu iyi anlamak şarttır. Sevgi teslimiyet ve tam bir tevekkülü gerektirir. Gayrisinden hicret ve fıkrat (ayrılık) gerektirir. Koşmak, koşmak, koşmak ve yine koşmak gerektirir.Sevginin kapısı hiç kapanmaz zira. Kapıyı kapalı zannediyorsanız, sevgiliyi tanımıyorsunuz demektir. Belki de kapısı kapalı olan sevgili değildir, sevgili olamaz…Salih Mürri, bir gün vaaz ediyor camide. Ümitsizliği kıracak sözler kullanıyor, ümidin kapılarını açıyor. Ümitsizliğin yakan bir ateş olduğunu anlatıyor. Bunu da şöyle formüle ediyor:“ Ümitsizliği yenin. Bir insan Yüce ALLAH’ın kapısını ısrarla çalarsa, kapı mutlaka bir gün açılacaktır!”Sözler böyleydi ve doğruydu da. Ama cemaatin arkasında bir kadın vardır ve onun dünyasında ayrı, apayrı fırtınalar kopmaktadır. O, Salih’in durduğu yerde değildir. Birden ayağa kalkar ve seslenir:“ Daha ne zamana kadar böyle demeye devam edeceksin? O kapı hiç kapanmadı ki açılsın!”Evet; sevgilinin kapısı hiç kapanmaz. Zaten kapısı kapanacak sevgili, sevgili değildir.Öyle bir sevgili sevin ki, herkesin kapısı kapandığında bile O’nun kapısı açık dursun!

  2. Leyla Says:

    Aşk Iksiri.. Güneş battiktan sonra büyücü, kentin dişinda dolaşmaya cikmiş, issiz yollarda dolaşirken bir aglama sesi duymuş. Cevresine bakinmiş ama kimseyi görememiş. Aglama sesi biraz daha yükselince, "Kim var orada?!" diye bagirmiş. Sesin sahilden geldigini anlayinca deniz kiyisina inmiş, orada yildizlarin solgun işigi altinda yatan olaganüstü güzellikte denizkizi bulmus. Denizkizi, ‚Sen o sari sokakta oturan büyücü degilmisin?!’ deyince, „Evet, o benim” demiş, “Birşey mi istiyorsun?!”. Bunun üzerine denizkizi, sevdigi gence kavusabilmesi icin bir ‘aşk iksiri’ hazirlasin diye yalvarmiş büyücüye. ‘Sana bir inci kolye veririm eger bu iksiri hazirlarsan’ demiş, ‘O kadar uzun kolye olur ki, sekiz defa boynuna dolayabilirsin’. Büyücü teklifi kabul etmiş. Koşarak evine gitmiş, hemen iksiri hazirlamiş, onu kücük şişeye koymuş. Gece yarisi sahile dönüp orada kendisini bekleyen denizkizina iksiri vermiş. Denizkizi ‘Yarin gece buraya gel ödülünü almaya’ demiş. Ertesi gece ayni yere gitmiş büyücü. Oturup beklemeye baslamiş. Biraz sonra denizkizi gülerek gelmiş, agir bir inci kolyeyi büyücünün önüne birakmiş. Denizkizinin kollarinda, saclari dalgalarin etkisiyle suda yüzen cok yakişikli bir ölü denizci varmiş, denizkizi denizcinin cesedini gögsüne bastirip bir cocuk gibi salliyormuş. Büyücü kendini lanetleyerek aglarken denizkizi, sevdigi denizciyle birlikte dalgalarin arasinda kaybolmuş.

  3. Leyla Says:

    Ama insan her zaman sevdigini yok etmiyor, bazen de sevdigi icin kendini yok ediyor. Bunu anlatan Hikaye’ler de var.

  4. ALAADDİN Says:

    Ben bende değil, sende de hem sen, hem ben, Ben hem benimim, hem de senin, sen de benim, Bir öyle garip hale bugün geldim ki Sen benmisin, bilmiyorum, ben mi senim. Mevlana Celaleddin Rumi

  5. ALAADDİN Says:

    Ben âşıklığı senin kemâlinden öğrendim.Beyit ve gazel söylemeyi cemâlinden öğrendim.Gönül perdesinde hayalin raksetmede;Ben en güzel raksı senin hayalinden öğrendimhz.mevalana

  6. ALAADDİN Says:

    Mevlâna, yine başka bir rubaisinde ilâhî aşkla şiir söyleme sebebini şöyle dile getirir:Aşkın gönlüme dolduğundan beri,Aşkından başka neyim varsa hep yandı;Aklı, dersi, kitabı hepsini rafa kaldırdımAma şiirler, gazeller, rubailer öğrendim(60)

  7. Aslıhan Says:

    Gelip Geçici Bir Hevestir…Bazen Uzun, Bazen Kısa…🙂

  8. เร๓คเl Says:

    günaydın, aşk nemidir. aşk sevdiği çin ölmektir. onsuz hiçbir düşünememektir. onu andıkça yüreğinin duracak gibi olmasıdır. ıssız gecelerde onun için ağlamak, haykırmaktır. yüreğinin göğsünün içine sığmamasıdır adını andıkça sabahlara kadar ağlamasıdır. böyle camdan dışarıya boş boş bakmaktır, anlamsızca. yani kısacası onsuz birşey yapamamaktır. ama o sevgiyi onu layıkıyla hak edene verebilmektir. işte incelik burda. herkes aşık olabilir. her yaşta. ama kesinlikle herkese aşık olunmaz. olunmamalıdır. ama bunuda önceden bilemilmek çok zor. hatta imkansız. dediğim gibi herkes aşık olabilir, hatada yapabilir ama kesinlikle hiçbir şey için üzülmeye değemez . bunu size yemin ederek söylüyorum. msn dede aşk yalan . böyle birşey yok. inanmayın arkadaşlar. sonra yanarsınızı. lütfen akıllı olalım sevgiyi hak edene verelim öyle değilmi canım arkadaşlarım benim hoşçakalın..

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: