Haram- Ahmet Altan’dan,


Biliyor musunuz, ben bu dindar insanları anlayamıyorum.

Allaha inanıyorlar.
Onun gücüne inanıyorlar.
Onun her şeyi gördüğüne inanıyorlar.
Onun haktan, adaletten, dürüstlükten yana olduğuna inanıyorlar.

Haram yerlerse “cehennemde yanacaklarına” inanıyorlar.
Dürüst olurlarsa “cennete gideceklerine” inanıyorlar.

Sonra da her türlü haksızlığın, haramın kapısını açıyorlar.

Bunu anlamak mümkün mü?

Ben inançlı biri değilim ama eğer inançlı olsaydım, “cehennem” cezasından korktuğumdan ya da “cennet” ödülüne göz diktiğimden değil, sırf “beni yaratanı utandırmamak, üzmemek için” dürüst olmaya çalışırdım.

Bunların öyle kaygıları yokmuş gibi geliyor bazen bana.

Benim anlayamadığım tuhaf bir inanma biçimleri var.

Dindarların neyi nasıl yapacağını belirlemek ve yargılamak benim haddim de değil, hakkım da değil.
Ama biri yüksek sesle ve kuvvetle “dindar olduğunu” söylüyorsa, bunu vurguluyorsa, hatta bunu benim gözümün içine sokuyorsa, o zaman benim onu “kendi inancı ve kendi ahlakıyla” değerlendirme hakkım doğar.

Dindar biri, dürüstlükten uzaklaşırsa ona sorarım, “bu nasıl dindarlık” diye, “hem kendini, hem senin gibi dindarları, hem de seni yaratanı utandırıyorsun.”

Ahmet Altan – Taraf

Haram İsimli yazısından

 

(BU YAZI DIŞ GÖRÜNÜŞÜYLE MÜSLÜMAN’A BENZEYEN.AMA KALBİNDE ZERRE KADAR İMANI OLMAYANLARA GELSİN.İSLAMİYET’İ BAŞKALARINA ANLATAN, AMA KENDİSİ YAŞAMAYANLARA GELSİN.)

3 Yanıt to “Haram- Ahmet Altan’dan,”

  1. TÜRKİYELİ Says:

    S.A.İyki Müslüman olmuşum.İslamiyeti yaşamak apayrı bir duygu.Anlatılmaz yaşanır derler ya aynen öyle canım.Yaşayanlar bilir.Konya Şebu-Aruz törenlerine gittik yoğunluktan bilet bulamadık ve geri döndük.Gördüm o insanların ağlayışlarını,hissettim o havayı ve herşeye değerdi.Ve içimden al beni ne yaparsan yap rabbim demeden edemedim.Cumamız mübarek olsun.AEO:BJK

  2. yeryüzü Says:

    Selamün Aleyküm Semra kardeşim! Ahmet Altan, tamamen olmamakla birlikte kısmi olarak doğruları yazmış. Ama Ahmet Altan ağacın dallarına bakıyor. Said Nursi üstadımızın ifade ettiği gibi, avrupa bir osmalıya gebe, osmanlı ise bir avrupaya gebe demişti yıllar öncesinde. Kur\’an ın zorla da olsa elinden alındığı bir milletin avuntusu ancak dillerde kalan bir islam olacağı, yine dillerde kalan bir inanç olacağı kaçınılmazdı. Ahmet Altan özellikle 1980 li yıllarda müslüman akımlarının harekete başladığını da vurguluyor. Türkiyede yüzyıllar öncesinde de vardı islam. 1980 li yıllara vurgu yapılmasıyla birlikte aslında kısmi olarak anlatılmış oluyor tüm içerikler. Türkiye İslam ile 1980 yıllarda mı tanıştı? Yoksa önceki yıllar ve 1980 li yıllar arasında bir kopuklukmu yaşadı? Bu kopukluk yaşandıysa kimler tarafından yaşatıldı? Ahmet Altan\’ın, sadece ağacın dallarına bakarak değil, birazda gövdeye doğru bakarak yazması daha doğru olurdu. Selam ve dua ile kardeşim.

  3. sevgi Says:

    Dilde ALİM,Kalpte cahil. Tamamen fayda vermesi gereken ilmin nasıl zararlı hale geldiğini ve vardırdığı sonuçları Efendimiz (A.S.) şöyle anlatıyor][“Adi kimselerle mücadele, alimlere karşı üstünlük taslamak ve bu suretle yalnız insanların teveccühüne mazhar olmak için ilim öğrenmeyin! Bu gaye için ilim öğrenenler cehennemdedir.” (İbn-i Mace). “Sizin için Deccal’den ziyade Deccal olmayanlardan korkarım.” “Onlar kimdir?” sorusuna “Saptıran imamlardır” buyurdu. (Ahmed b. Hanbel). “Kıyamet gününde alim getirilir ve cehenneme atılır; bağırsakları dışarı dökülür ve değirmen çeviren merkep gibi onunla döner. Cehennem halkı etrafına toplanır ve ‘Bu çektiğin nedir?’ diye sorarlar. Alim şöyle cevap verir: İyiliği emrettim, kendim yapmadım; kötülükten menettim, fakat onu kendim yaptım (da onun için).” (Buharî, Müslim) Hz. Ömer (R.A.): “Bu ümmet hakkında en çok korktuğum, ilim sahibi olan münafıktır.” buyurarak en büyük endişesini dile getirir. “Bilgili münafık nasıl olur?” sorusuna, “Dilleri ile alim, kalp ve amelleri ile cahil olmakla!” şeklinde cevap verir. Faydasız ilme sahip olanlar, ilimlerinin gereğini yerine getirmedikleri için genellikle ALLAH’ın zikrinden de uzak kalırlar ve arzularına mağlup olurlar. Bu tür kişilere karşı çok dikkatli olmak gerektiğini şu ayet ortaya koyar: “Kalbini zikrimizden gafil kıldığımız, keyfinin peşine düşen ve işi haddini aşmak olan kimseye itaat etme!” (Kehf/2 Faydalı ilim, yaşanan ve ALLAH’a ulaştıran ilimdir. Faydalı ilme sahip olan yeryüzünde takva üzere dolaşır, hiçbir şey onu şımartmaz. Bütün gayreti ALLAH’ın kitabına, Rasulü’nün Sünneti’ne uymak ve bu dünyadan göçünceye kadar ALLAH’ın ölçülerini aşarım endişesi ve hassasiyeti içerisinde yaşamaktır. Bu haliyle o, Resul-i Ekrem (A.S.)’ın şu hadislerini canlandırmaktadır: “İlim üçtür: Konuşan kitap (Kur’an), yaşanan sünnet, bir de ‘bilmem’ demektir.” (İbn-i Mace). “İslam garip olarak doğdu ve garip olarak gidecektir. Gariplere müjdeler olsun.” “Garibler kimdir?” sorusuna şöyle cevap verdi: “Benim sünnetimden insanların bozduğunu ve terkedilen sünnetlerimi yaşatanlardır.” (Müslim) “ALLAH’ım! Faydasız ilimden, ürpermeyen kalpten, doymayan nefisten ve karşılık görmeyen duadan sana sığınırız!”

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: