UYAN EY GÖZLERİM,GAFLETTEN UYAN…

 
Uyan ey gözlerim gafletten uyan
Uyan uykusu çok gözlerim uyan
Azrail’in kasti canadır inan
Uyan ey gözlerim gafletten uyan
Uyan uykusu çok gözlerim uyan

Seherde uyanırlar cümle kuşlar
Dilli dillerince tespihe baslar
Tevhit eyler dağlar taslar ağaçlar
Uyan ey gözlerim gafletten uyan
Uyan uykusu çok gözlerim uyan

Semavatin kapularin acarlar
Müminlere rahmet suyun saçarlar
Seherde kalkana hülle biçerler
Uyan ey gözlerim gafletten uyan
Uyan uykusu çok gözlerim uyan

Bu dünya fanidir sakin aldanma
Mağrur olup taç-u tahta dayanma
Yedi iklim benim deye güvenme
Uyan ey gözlerim gafletten uyan
Uyan uykusu çok gözlerim uyan

Benim, murat kulun, sucumu affet
Sucum bagislayub günahım ref’et
Resul’un sancağı dibinde hasret
Uyan ey gözlerim gafletten uyan
Uyan uykusu çok gözlerim uyan

 
 

2 Yanıt to “UYAN EY GÖZLERİM,GAFLETTEN UYAN…”

  1. RıZa BeRKaN Says:

    Cenab-ı Hak, Tîn Sûresi 4’üncü ayetinde “Muhakkak ki, biz insanı ahsen-i takvim üzere (en güzel bir sûrette) yarattık.” buyurmaktadır. Takvim
    kelimesi kıvamla aynı köktendir. Yani insan en güzel bir karışım ve
    kombinasyonda yaratılmıştır. İnsanda bulunan her kabiliyet, duygu,
    organ, şekil, mânâ, ruh vs. hepsi olması gereken şekilde yaratılmıştır.
    Buna son zamanlarda “indirgenemez mükemmellik” de deniyor. Yani bu mükemmel “kıvam”dan
    neyi alırsanız o yapı eksik kalıyor. Her şeyden bir tane daha
    koyarsanız fazla oluyor. İnsana tüm kabiliyet, duygu ve benzeri
    özellikler belli bir sınırla verilmiştir. Görür, işitir, hisseder ama
    belli bir noktaya kadar. İnsan 50 metre ötedeki bir sesi işitebilir,
    bir sahneyi görebilir; ama vücut kafesinin içindeki sesleri,
    görüntüleri göremez. Bu aynı zamanda bir rahmettir. İnsan, eşref-i
    mahlukattır İnsan, eşref-i mahlukat/ mahlukatın en şereflisi olması
    itibarıyla tüm yaratıkların/kainatın ubudiyetini Cenab-ı Hakk’a arz
    etme noktasında vekildir, halifedir. Bu anlamda, onda bitkiler,
    hayvanlar ve cansız sandığımız varlıklar dünyasından da izler vardır.
    Ahsen-i takvimin her hali, tavrı, edası ve mahiyetiyle en mükemmel
    örneği Efendimiz’dir (sas). Esfel-i Sâfilîn-Â’lâ-yı illiyyîn Ahsen-i
    takvim suretinde yaratılmak aynı zamanda önemli ve sonsuz bir
    kabiliyeti de veriyor. İnsan bu kabiliyet ve mükemmeliyetiyle isterse “Â’lâ-yı illiyyîn”e yani “yücelerin en yücesi”ne de, “esfel-i sâfilîn”e de gidebiliyor. Biri
    cennetin en üst makamı, diğeri ise cehennemin en alt derekesi. Elmas
    olmakla bir kömür cürufu olmak arasındaki tercih insana kalıyor. Tercih
    edebileceği her iki yolda da en son noktaya kadar gidebilme kabiliyeti
    insana verilmiş. İnsandaki akıl, kalp ve ikisinin buluşma noktası demek
    olan “vicdan” cenneti ve tevhidi isterken,
    nefs, enaniyet ve lümme-i şeytaniye denen İblis’in kalpteki irtibat
    noktası ise vehim, vesvese ve kuruntularıyla karanlık yolu teşvik edip
    duruyor. Şeyh Galip Hoşça bak zatına kim zübde-i âlemsin sen Merdüm-i
    dide-i ekvan olan âdemsin sen! (Zübde-i âlem: Kainatın özü; Merdüm-i
    dîde-i ekvân: Mevcudatın gözbebeği)

    __________________
    Allah-ü Teâlâ buyuruyor ki:
    " Gözler O\’na erisemez..idrâk edemez..Ama O, bütün gözleri ihata eder.." (6/103)
    ***
    Müslüman dürüsttür,sözü senettir,/ İmanı sağlamdır,ehl-i sünnettir,
    Allah\’a kul,Muhammed\’e ümmettir,/Müslüman iyi bir insan demektir
    ***
    "İslamiyet güneş
    gibidir..Üflemekle sönmez..Gündüz gibidir.Göz yummakla gece
    olmaz..Gözünü kapayan yalnız kendine gece yapar…."
    ***
    Edebten Melekler Nurlandı, Edebsizlikten Şeytan Huzurdan Kovuldu

  2. ahmed Says:

    Bin kanatlı kristal kelebek. Kışın ortasında gelir, yüreğimize konar, kapımıza dayanır, yolumuza çıkar. Bir anda erinip giden bu kelebeğin söylediklerini erimeden dinlemek ister misiniz? Aramızda bir mevsim bile kalmayan bu kelebeğin serin dokunuşuyla ısınmaya razı mısınız? Parmak ucumuza konmayacak kadar nazlı kelebeği yüreğinizin sıcağına konuk etmek istemez misiniz? Öyleyse, bu kış da kar tanesi üzerinde yazılanları okuyalım, kar tanesinin billûr ayinesine düşenleri seyredelim. Karlar erimeden, bizler erinmeden.Mektuptur kar tanesi. Sıcak bir mektup olup yolumuza düşer. Susar ki, çok şey söylesin. Beyaz bir sayfa olup aklımıza iner. Kaleme meydan okur, söze gelmez ve şiirin yolunu keser. Kendince söyleyen, keyifle okunan bir mektuptur.Perdedir kar tanesi. Yolumuzu kesip bizi evimize ve içimize baktırır. Bu pamuk dokunuşla kendimizde vehmettiğimiz kudretin eşiğinden yüz geri eder, içimizdeki derin aczi, derûnumuzdaki onulmaz fakrı görürüz.Selâmdır kar tanesi. Yüreğimizin sokulduğu aşklar, gönlümüzün sığındığı yalnızlıklar bir kar tanesinin yüzümüze ve dudağımıza dokunan serinliğinde dirilir. Yollarımızı katranlaştıran kirler, yüreğimizi karartan şerler arasında göklerin yere serin ve selâmetli selâmıdır kar tanesi.Müjdedir kar tanesi. Onca çokluk içinde her birimizi biricik eyleyen, onca bolluk içinde her birimizi özel eyleyen, o kadar karmaşa içinde her birimizi güzel eyleyen Bir Yaratıcının, yanağımıza dokunan kelamı, omuzlarımıza kadar indirilen müjdesidir.Hatırlayıştır kar tanesi. Bir dokunuşta solup giden, bir bakışta gelip geçen, bir anda eriyiveren hayatlarımızın ve buluşmalarımızın ince bir özenle yaratıldığını, daimî kasıtla var edildiğini, hiç bitmeyen bir sevgiyle gerçekleştirildiğini hatırlatan milyonlarca hecelik kristal bir sözdür kar tanesi.Barıştır kar tanesi. Aramızdaki sayısız farklılıkların karbeyaz bir hoşgörüyle ‘bir’lenebileceğinin, renk ve ırk çeşitliliğinin billûr bir ahenk içinde bütünleneceğinin, aramızdaki ayrıcalıkların toprağa düşer düşmez eriyeceğinin habercisidir kar tanesi.Niyettir kar tanesi. Rüzgârın koynunda, bulutların rahminde, tozlara tutunup da biçimlenirken, her halden, her zorluktan, her engelden kendine güzellikler derleme azminin, hayatın her fırtınasından kendine kristalimsi incelikler devşirme niyetinin ifadesidir kar tanesi.Yolcudur kar tanesi. Avucumuzda konaklayamayacak kadar telaşlı, bakışımıza takılmayacak kadar aceleci bir yolcudur kar tanesi. Şu dünya konağında sırdaşımız, şu kısacık ömrümüzde yoldaşımızdır.Yoldur kar tanesi. Gökten yere, güzellikle indirilip, cemâlle savrulup, letafetle dokunurken, yerde yollar kesen azamete döner, çığlar büyüten celâle doğru yuvarlanır, dağları bürüyen kahra dönüşür. Öyle ki, binbir esmânın dokunuşunda biçimlenen ahvalimizi, sayısız tecelli arasında gidip gelen yolculuğumuzu dillendirir. Bu hâliyle, sadece gökten yere gelip yiten bir yolcu değil, yerden göğe doğru yükselen bir yol olur kar tanesi.Duadır kar tanesi. Tenimize değip eriyen kar tanesi, binler bakışa değer. Elimizde yitip giden kar tanesi, melek dokunuşlarına eriştirir bizi. Dudağımızda duru bir dua olup hep göğe, hep göğe yağar.Bir tanedir kar tanesi: Kışın nazlı beyaz gelini, gecelerin soğuk, uçarı kelebeği, bakışımızın kristal kâsesi, gönlümüzün pâk ayinesi, omuzumuzda serin ışık hâlesidir. Ne kadar çok olursa olsun hep bir tanedir. Ne kadar birikirse biriksin hep tazedir, hep yenidir.
     selamünaleyküm semra kardeşim Allah c.c. razı olsun eklediğiniz her satır güzellik için Rabbim yar ve yardımcınız olsun hayırlı hizmetlerinizi daim etsin inşallah dua ile

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: