BU SABAH YAĞMUR VAR İSTANBUL’DA….

Bu sabah yağmur var İstanbul’da
Gözlerim dolu dolu oluyor bilinmezliğe
Anne sözü dinler gibi masum
Ağladım bu sabah
Günler dayanılmaz oldu
Senden uzak olunca
Martılar mahzun oldu onlar bile ağladılar
Şarkılarda düşünmek seni bana getirmez ki
Seni bana getirmez ki

4 Yanıt to “BU SABAH YAĞMUR VAR İSTANBUL’DA….”

  1. ahmed Says:

     YAĞMURLA GELEN      Geceden başlayan yağmur temizlemişti havadaki kiri. Mis gibi çam kokusuna açtı gözlerini. Penceresini araladığında hafif çiseleyen yağmur, çam kokusu, kuş sesi ve duru bir güzellik okşadı ruhunu. Ne kadar güzel bir sabah allahım hep böyle kalsa zaman…     Yağmuru seyretti bir süre ve o ince ince düşmeleri. Her damla toprağa değil yüreğine ruhuna düşüyordu. Her damla onunda içini temizliyor, tüm sıkıntıları yok oluyor yerini huzur ve sevgi kaplıyordu. Yürümeliydi biraz, damlaları teninde hissetme arzusu kapladı içini. Severdi böyle hafif yağmurda ıslanmayı. Her damlayı rahmet sayıp tüm hücrelerine sindirmek isterdi…      Yüzüne gözüne düşen damla sevgi katıyordu yüreğine. Yılmışlığına, yorgunluğuna sünger çekiyordu sanki. Hayat güzel, yaşamak güzel ve daha çok şey var göreceğim güzellikler adına dedirtiyordu. Yürüdükçe rahatlıyor huzur bulyordu. Yarınlara olan umutları yeşeriyor, yüreğinde kırmızı gelincikler açıyordu; doğa gibi…Doğru ya dedi doğa da canlandı, yeşerdi, çiçeklendi. Belkide ondandı içindeki uyanış, kıpırdanan heyecan…      Ne kadar yürüdü bilmiyordu, kaptırmıştı  kendini güzelliklere ve güzel hülyalara. Bitmesini istemedi anın, ama gerçek yaşam çağırıyordu onu. Sıyrılıp rüyalardan dönmeliydi işe, telaşa ve insanlarla olan boğuşmalara. Derin bir iç çekti ve yoluna geri döndü. Günün ilk saatlerindeki bu huzur ve mutluluk turu bitmişti artık.      Az önceki düşüncelerin yerini başkaları aldı artık. Günün geri kalanında yapılacaklar, gidilecek yerler hücüm etti beynine. Olsun dedi… En azından sabahın ilk saatlerinde ben vardım kimsenin olmadığı. Yalnız ben yaşadım o huzuru, ben dinledim yüreğimi ve yüreğimdekileri. Sadece bana aitti kirlenmemiş, eller uzanmamış dakikalardı…      Kafasını gökyüzüne kaldırdı, yüzüne düşen damlalara. Teşekkür etti bu anlar için, güzeldi… Yüreğine düşen her damlaya dilekler diledi yarınlar adına. Ve hiç bitmesin arada sırada yaşansın istedi rahmetle gelen güzellikler. Son cümlelerini sesli düşündü, duyulur diye…      Allahım hiç bitmesin rahmetin her zaman yanımızda ol,hayırlı olanlarını esirgeme bizlerden…selam ve dua ile  Allah c.c. razı olsun paylaşım için

  2. visal Says:

      İstanbulu sevmek demek..İstanbul yeşili sever ve insana kucak açan ruhsal dokunuşlarıyla, zaman mekan demeden gençleşerek ilerler. İstanbul yeşili sever uzanır gökyüzüne naçar bakışlarıyla el açar kızkulesinin galata dualarıyla caddelerinde enderun mekteplerini derler. Kimbilir ki aşkı yayan sihirli değneyini bir piyer loti\’den defalarca izlemek halici… yavuz sultan camiinde dinlenen vaazın ardından sultan ahmette yankılanır süleymaniyede olgunlaşır eyüpte vuslata erer ol manevi bestelerin destanlaşan nağmeleri. İstanbul,gözler açık uykusuz gecelerde dinlenir bir martının sohpetiyle binlerce kilometre katedilir her yaşamın ayrıntısı mavi sularında gizlidir gemiler gider gelir ayyaş dalgalar birbirleriyle helalleşir. O bir yaşam tarzı o bir tutkudur aslında İstanbullu olmak Dünyalı olmaktır,tastamamıyla altın başlı hançeri altın toprakta karmaktır bilinmez yönleriyle insan felsefesini yaymaktır. İstanbul bir deryadır taşı toprağı altın diyenlere vurur pervasız hisleri İstanbulu sevmek yeşille buluşmaktır İstanbulu sevmek demek yeşile bulaşmaktır eyübün avlusunda kuşlarla konuşmaktır ayasofyanın ağıtıyla mevlütler okutmaktır. AH! İstanbulum ne güzelsin bilirim ben senin o nihavent besteni her türlü keşmekeş yorar senin tarih kokan sineni asumanın maviliğine bulanırsın cennetlerden meyvalar dağıtırsın alabilene beş kuruş alamayana bedava… AH! İstanbulum dertlisin belli ağlamaklı halinden… neden manevi iklimlerden bizar-ı kemtersin sen söyle ben alayım Fatih sultan han\’dan ne istersin?

     

    Mehmet Selim Tolayemeğine sağlık ablacığım  selam ve dua ile…

  3. Seigneur Says:

    Bu gece en hüzünlü şiiri yazabilirimŞöyle diyebilirim: gece yıldızla doluVe yıldızlar, masmavi titreşiyor uzaktaŞakıyarak dönüyor gökte gece rüzgarı.Bu gece en hüzünlü şiiri yazabilirimSevdim ben onu, o da beni sevdi bir ara.Kollarıma aldım bu gece gibi kaç geceKaç defa öptüm onu sonsuz göğün altındaSevdi beni o ben de bir ara onu sevdimO durgun, iri gözler sevilmez miydi amaBu gece en hüzünlü şiiri yazabilirim.Yokluğunu düşünüp, yitmesine yanmaklaDuyup geceyi, onsuz daha engin geceyi.Ota düşen çiy gibi, düşmekle şiir canaNe gelir elden, sevgim onu tutamadıysa.Gece yıldız içinde, o yoldaş değil banaHepsi bu. uzaklarda şarkı söylüyor biri.Yüreğim dayanmıyor yitmesine kolaycaGözlerim arar onu, yaklaştırmak ister gibiYüreğim arar onu, o yoldaş değil banaArtık sevmiyorum ya nasıl, nasıl sevmiştimSesim arar rüzgarı ulaşmak için onaEllere yar olur. öpmemden önceki gibi.O ses, ışıl ışıl ten ve sonsuz bakışlarlaArtık sevmiyorum ya severim belki yineNe uzundur unutuş ah ne kısadır sevdaBöyle gecelerde kollarıma aldım çünküYüreğim dayanmıyor yitmesine kolaycaBelki bana verdiği son acıdır bu acıBelki son şiirdir bu yazdığım şiir ona

  4. Ahmet Şanal Says:

    Allah razı olsun çok güzel ellerinize sağlık.amin

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: