TOPRAKTAN YARATILDIN…EY İNSANOĞLU!

GOD SAYS:(From the (earth) did We create you, and into it shall We return you, and from it shall We bring you out once again.)Tâ Hâ [20:55]

One of the miracles of the QURAN is
an explanation of the stages of creating a human being
Although
the QURAN down since 1400 years ago
It was not until the invention of a microscope.

~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
Sizi ondan yarattık, ona geri vereceğiz ve sizi bir kere daha ondan çıkaracağız.Tâ Hâ [20:55]

2 Yanıt to “TOPRAKTAN YARATILDIN…EY İNSANOĞLU!”

  1. ahmed Says:

    Benim için yaşam bir yoldur, her aşamasında yalınayak yürünen,ve yolda yürüyenlerle birlikte yürünen,her insanın da yalınayak olduğu bilinmesi gereken,güzel ayaklarımız çekerken bedenimizin yükünü, bilirim kiher insanda çekmekte kendi yükünü, işte bu yüzden alınmamalıdır ahlar, yapılmamalıdır sitemler, yükümüz sabit olsada, içimizde bir yerlerde kanatlı olanyüreğimiz yardımcıdır bu yolculukta bize ve birbirimize,aynen kazlar misali, mutlaka okumuşsunuzdur, yardımlaşmalarını,birbirlerine olan güvenlerini, özverilerini, görevlerine bağlılıklarını,bilirim ki istiyorsam kendim için bir hafiflik, elbetki isteyecektir karşımdaki de aynını, neden istemesin ki,istediğimde yine bilirim ki önce vermeliyim, sevmeliyim,saymalıyım, ben veriyorsam, eğerki çarpıyorsam yüreğim iki kişilik,yada çok daha fazla, katabiliyorsan hayatlara hafiflik, mutlu olmalıyım, çünki alan zaten mutlu olacaktır, yolda yürürken dünyaya geliş sebebim üzre yapabileceğimher bir olması gerekeni yapmış olmalıyım, yoksa yol hiç bitmeyecek,ayaklar çok çizilecek, kambur büyüyecek, yük ağırlaşacak,bu sebeple her daim, yapılması gerekeni, gerektiği anda yapmışolmalıyım, ertelememeli, bekletmemeli, yolu zinde enerjiyle tamamlamalıyım, çünkü yaşanması gereken mutlaka yaşanacak,çember tamamlanacak, alacaklar alınıp, borçlar tamamlanacak,yoksa yol hiç bitmeyecek, hesaplar görülmeden kesilmeyecek,bu yüzden bir nokta borç bırakmamalıyım, ardımda kırık bir yürek,asık bir surat, endişeli gözler…… Neden yürüdüğümü, nereye yürüdüğümü bilmeliyim,yaşamım, amacı doğrultusunda kaybolmadan labirentlerdeen kısa, en doğru, en şeffaf olarak yol almalı……..Yoksa yol hiç bitmeyecek, ayaklar fazlaca çizilecek……..Onları yıpratmamalıyım, süslü ayakkabılarla saklamak zorunda kalmamalıyım, hepimizde olan da aynı değil mi ne de olsa…Bilmiyormuyuz birbirimizi, bilmiyormuyuz izlendiğimizi…….Ben görüyorsam kendimi bu yeterli değil mi, başımı yastığa koyduğumda, vijdanımı ve beynimi dinlediğimdeayaklarım sızlıyor olmamalı…….. Yol borçlu tamamlanmamalı…. Kendim için beklediğimi ve istediğimi önce ben vermeliyim kiinsan olmalıyım, amacım, çıkarsa eğer kendimden daha iyi bir insan karşıma, ondan da öğrenip ondan da daha iyi insan olmayaçabalamak olmalı…….Yoksa yol bitmeyecek, ayaklar fazlaca çizilecek, merdiveninbir üst basamağına asla çıkılamayacak, kim ister ki hep aynı çemberin çeperinde dönüp dursun, ben istemiyorum……. Gözlerim gören gözlerden olmalı, görünmeyen, farkedilmeyeni farketmeli, kulaklarım duyan kulaklardan, söylenmeyeni duymalı,sözlerim beklenen sözlerden olmalı istenmeden, ihtiyaç duyulmadanses olmalı, yoksa bir faydam, yoksa farkındalığım, hep istesemhep istesem, hep alsam hep alsam, ne farkım kalır ver ver verdiyenden, hangi yürekte yerim olur, sorulduğunda nasıl bir resmimolur… sahip olduklarım için farkındalığım nasıl olur….. Akıllı olmalıyım, susmayı, utandırmamayı bilecek, özümseyecekkadar, aklımı sevmeliyim aklım da beni utandırmamalı, asla küçük işlerin küçük insanı olup küçük hesaplar peşindeolmamalıyım, küçük zaferlere gönlümü kaptırmamalıyım,kimselerden daha akıllı olduğum yanlışına kapılmamalıyım,bu aptallığımın kanıtı olur…. bunu asla yapmamalıyım…….Yolumda yürürken, doğru dediklerimi kimsenin şaştırmasınaizin vermemeliyim, doğrularımı anlık çıkarlar ve kahkahalar uğrunafeda etmemeliyim, susmalıyım, küçük üzüntüleri hüzünleriamacım doğrultusunda en iyi olmaya ilerlerken çizmeden ayaklarımıiç değirmenlerimde öğütmesini bilmeliyim,  Sevmeliyim, hep sevmeliyim, biliyorsamki içimdeki hiç doymayanarsız sevgi nehrimin açlığını, bilmeliyim ki karşımdaki de öyle,bilmeliyim ki parayla alınıp verilemez tek şey sevgi asla unutmamalıyım,bilmeliyim ki sevmek kanatlarımı güçlendiriyor, bana yetiyor, artıyor, başkalarına da yetiyor olmalı……..Sevgi sevmekle hayat bulmalı, hayatıma anlam katmalı,severek büyümeliyim, bana sevilmek olarak geri dönmeli……İçimdeki sevginin farkında olmalı başkasından dilenir olmamalıyım,sevmekten geri dönen sevilmenin tadı ne de vardır ki……Varmı böyle bir tad……. yok…. selam ve dua ile kardeşim

  2. ahmed Says:

     ~Yitik Zamanları Bulmak~
    Dar zamanlı bir hayatı yaşar insan. Başı sonu olan bir hayatı tüketir. Tükenir. Hayat geçicidir. Geçiciliği fark ederek yaşayamaz her an. An gelir, zamanın az kaldığını fark eder.Zamanın içine sıkışıp kalır.Henüz otuz sekizindedir insan örneğin. Ama kanser hücreleri akciğerini tüketmiştir. Kısık kısık nefes almak zamanı yavaşlatır, ağırlaştırır. Bir bitiş çizgisini hatırlatır. Her gün bir adım daha çizgiye taşır insanı.Ya da elli yedisine gelmiştir. Yaratıcıya karşı sorumluluklarını şimdi fark etmiştir. Bir hafta önce ölen kızının ardından. Ya da daha çok gençtir. İki yıl süren günahla dolu bir hayatı nasıl silebileceğini düşünmektedir. Geceleri sık sık uyanarak. Ağlamaklı.Geçip gitmiş günahkâr zamanları kurtarmak için.İnsan bir pişmanlığın içine sıkışıp kalır bu sefer. Geçen her an pişmanlıkları hatırlatır. Yapmak isteyip de yapamadıklarını. Ya da yapması gerektiğini yeni fark ettiklerini.Keşke o ana kadar yaşanmış olan hayat daha iyi yaşansaydı. Keşke Yaratıcı adına, Onun için daha çok şey yapılsaydı.Farklı farklı insanlar, farklı farklı nedenlerle bir an dururlar. Havada asılı kalmış buz taneleri gibi donakalırlar. O öyle bir andır ki; dünyanın sadece ve sadece ahiret için bir hazırlık yeri olduğu anlaşılır.Bitiş çizgisi insanın umudunu keser. Dondurur. Hem zaman donar, hem varlık. Hayat geçicidir. Ancak sonsuz hayat tam da bu geçici hayatla kazanılır. Sonsuz bir hayatla değil. Artık dar zamanda çok işler yapma zamanıdır. Zaman dardır ama insan bu sefer çok işler yapamayacağını da fark eder. Kısık kısık aldığı sayılı nefesler onu hem zamanın hem de bir sınırlılığın içine hapseder. Zaman dardır ama dar zamanda yapılacak çok iş vardır. Yorgun ve çaresiz bir beden buna izin vermez.Hazırlık için gerekli zamanın peşine düşülür bu kez. Bir telaş alıp başını gider. Az kalmış, bitişe yakın zamanlar insanı sıkıştırır. Dar zamanların çok işler yapmanın zamanı olmadığını anlar insan. Hüzünle. Dar zamanda çok değil, çok değerli işler yapmanın zamanıdır. Bitiş çizgisinden önce son durakta konaklama zamanında.Bir saatlik bir ibadette seksen senelik ibadet ömrünü kazandıracak özel zamanlara ihtiyaç vardır artık. Kadir Gecesi gibi, yakalandığında bir insan ömrüne bin ömür katacak zamanlara ihtiyaç vardır. Dakikası bir gün hükmünde bereketli saatlere. Saati iki ay, günü birkaç sene hükmünde bir ömr-ü bâkiyi arar insan.Sonsuz Rahmet sahibi olan Yaratıcı, insanın böylesi zamanlara duyduğu ihtiyacı dahi düşünmüştür. Yaratıcı, insana bereketli zamanların kapılarını gösterir. Ardı ardına, birinden diğerine açılan özel zaman kapıları sunar. Bunun bir örneği üç aylardır. Zaman Recep 1’e durur. Recep Allah’ın ayıdır. Önce Regaip Gecesi gelir. Sonra Peygamberin ayı girer, zaman bir başka işler. Miraç Gecesi, yitik zamanlarının peşine düşmüş çaresizler için bire karşın yüzlerin kazanılacağı bereketli bir gece olur. Sonra ümmetin ayı çıkagelir. Hele bir de Kadir Gecesi vardır ki. Öyle bir gece ki bin aya denk.“Kaybedenler” için Yaratıcı bir kere, bin kere daha fırsat sunar insana. Farklı biçimlerde yitirilmiş zamanları olan bizlere, sonsuz rahmetini bir kere, bin kere daha hissettirir.Yitik bir geçmişle olmayan bir gelecek arasındaki dar sokakta sıkışıp kalmış bizlere, üç aylar ve başka bir sürü özel günle umut serper. Geceleri sessizce kalkılır. Sessizce secdelere varılır. Sessizce oruçlar tutulur. Sessizce Ona yalvarılır. Ondan medet umulur. Sessizce Onsuz geçen zamanlar için ağıtlar yakılır.Özel zamanlar; aylardan üç aylar, günlerden Cuma, saatlerden gece ve seher… Bağışlanmış ek süreler gibi. Yitik zamanları yeniden kazanmak için. Köprüden önce tek bir çıkışı olanlar için, son çıkış gibidir özel zamanlar.Her insan için gelecek belirsiz. Yarının olması ile olmaması aynı ihtimal dahilinde. Hangi koşulda olursa olsun, hangi yaşta olursa olsun bu yüzdendir ki hepimiz yitirilmiş zamanları olan insanlarız. Birazdan ölüm gelebilir. Öyleyse içinde bulunduğumuz an, köprüden önceki son çıkış kapısı, son konaklama zamanıdır. İşte bu yüzden, özel zamanlar biz “kaybedenler” için yitik zamanlarımızı bulmanın özel kapılarıdır.Sessizce geceler kalkmalı, sessizce günahlarımız için ağıtlar yakmalı, sessizce secdelere varmalı, sessizce gökteki aya bakmalı, sessizce yitirilmiş zamanları aramaya koyulmalı ve özel zamanlara Onun mührünü vurup, yitik zamanlara karşın mühürlenmiş zamanları bulmalı.Mustafa Ulusoy
    selam ve dua ile kardeşim

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: